Site Loader
İletişim
Halil Rıfat Paşa Mahallesi Teoman Sokak No: 2 Şişli/İstanbul
Halil Rıfat Paşa Mahallesi Teoman Sokak No: 2 Şişli/İstanbul

KARAR İNCELEMESİ

(Dava dilekçesinde belirtilmeyen alacak kalemimin ıslah dilekçesi ile talep edilip edilemeyeceği)

Olayın Özeti:

Dava işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili işçilik alacaklarına ilişkin olarak dava dilekçesinde belirtmediği alacak olan ihbar tazminatının ıslah dilekçesi ile talep artırımının yanı sıra yeni bir alacak kalemi olarak talep etmiştir. Davalı vekili ise dava dilekçesinde dile getirilmeyen alacak kaleminin ıslah dilekçesi ile istenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mercilerin Çözümü:

Yerel mahkemece ıslahla dile getirilen istemini de kapsar şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı tarafça söz konusu karar temyiz edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Dairesinin kararı ile ”Bilirkişi raporunun ibrazından sonra ıslah dilekçesinde ihbar tazminatı da talep etmiştir. Dava tümden ıslah edilmediği gibi ıslah harcı ile birlikte başvuru harcı yatırılmadığından sadece dava ile istenen alacakların miktarı arttırıldığından dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün değildir. ” gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmiştir.

Yerel mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu ”davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile, açılan davadaki taleplerinin yanında dava dilekçesinde dile getirilmeyen bir alacak kaleminin de hükme bağlanmasını istemiş olması karşısında, ihbar tazminatına ilişkin bu yeni istemin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119 vd. maddelerinde düzenlenen dava açma prosedürüne ilişkin usuli şartları taşımaması nedeniyle ek dava olarak da değerlendirilemeyeceği, bu halde ihbar tazminatına dair alacak isteminin, reddine” şeklinde karar vermiştir.

Çözümü Gereken Hukuki Problem:

Dava dilekçesinde belirtilmeyen bir alacak kalemi ıslah dilekçesi ile talep edilip edilemeyeceği hususu konusundadır.

Görüşümüz:

Teksif ilkesi, tarafların dayandıkları iddia ve savunma sebeplerini davanın ancak belli bir aşamasına kadar mahkemeye sunmalarını belirtmektedir. Bu ilke uyarınca taraflar, yargılamada replik (cevaba cevap) ve düplik (ikinci cevap dilekçesi) dilekçelerinin verilmesine kadar dava malzemelerini getirebilirler.

Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.

Bu düzenleme ile kural olarak dilekçeler aşamasında tarafların iddia ve savunmalarını sunmaları istenmektedir ve Teksif ilkesiyle davaların gereksiz ve kötü niyetli olarak uzamasının önlenmesi ve yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

Islah, HMK.’da düzenlenen dava açılmasının hukuksal sonuçlarından olan iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağını karşı tarafın rızası olmaksızın aşmanın yollarından biridir. Dava konusunun veya istem sonucunun değiştirilmesi yönünde yapılabilecek değişiklik tamamen ıslah veya kısmen ıslah şeklinde gerçekleşebilir.

Islahın hüküm ve sonuç doğurması karşı tarafın veya mahkemenin iznine bağlı değildir. Bir usûl işlemini ıslah etmek isteyen tarafın, bu isteğini mahkemeye sözlü veya yazılı olarak bildirmesi ile ıslah gerçekleşmiş olur. (HMK m. 177/2).

Islahın konusunu yalnızca taraf usûl işlemleri oluşturabilir. Bu nedenle karşı tarafça yapılan usûl işlemleri ile mahkeme usûl işlemleri ıslah yoluyla geçersiz kılınamaz. Bu çerçevede ıslah
yoluyla ikrar, tanık ifadeleri, bilirkişi raporu, keşif ve isticvap tutanakları gibi hususlar geçersiz hale getirilemez (HMK m. 179/2).

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 180. Ve 181. maddeleri tamamen ve kısmen ıslah hükümlerini düzenlemektedir.

Davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesinde “Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Tamamen ıslahta dava sebebi veya istem konusu tümüyle değiştirilmektedir. Böylece dava dilekçesindeki talepler artık hükme konu olamaz. Örneğin ıslah yolu ile itirazın iptali davası alacak davasına dönüştürülebilir. Bu gibi hallerde dava dilekçesinde yer alan ilk talep veya dava sebebi ortadan kalkmakta, dava ıslah dilekçesi ile değiştirilen talep ve/veya talep veya sebep üzerinden görülmektedir.

Tam ıslahta dava dilekçesi de dâhil olmak üzere bütün usûl işlemleri yapılmamış sayılır (HMK m. 179/1).Davasını ıslah eden tarafın yeni iddialarına, karşı taraf cevap dilekçesi verebilir.

Kısmen ıslah 181. maddede ”kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği kabul edilmiştir.” düzenlenmiştir. Kısmen ıslahta ise önceden yapılan usuli bir işlemin düzeltilmesi, örneğin yeni bir vakıanın davaya eklenmesi, talep sonucunun arttırılması söz konusu olur.

Uygulamada, istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Örneğin 5.000 TL’lik davada davacı dava değerini 50.000 TL olarak ıslah edilebilir.

Bununla birlikte dava dilekçesinde dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla dava konusu edilmesi hususu ise tartışmalıdır. Yargıtay’ın bazı kararlarında dava konusu edilmeyen talebin ıslah ile dava konusu yapılabileceği söylenirken bazı kararlarında ise bunun mümkün olmadığı söylenmektedir.

Örneğin ”Dava konusu edilmeyen manevi tazminat talebi ıslah yolu talep edilebilir.” şeklinde Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2017/2606 Esas 2017/5541 Karar 15.06.2017 tarihli kararı bulunmaktadır. Aksi yönde ise ”Islah yolu ile dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir.” şeklinde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2015/16658 Esas 2017/2065 Karar 20.02.2017 tarihli kararı bulunmaktadır.

Islah yolu ile yeni taleplerin ileri sürülemeyeceği görüşü hukuka uygun değildir. Islah yolu ile davaya yeni vakıa sunulmasında herhangi bir tartışma konusu oluşturulmazken aynı vakıalara dayanan yeni taleplerin ileri sürülememesi çelişki oluşturmaktadır. Ayrıca yeni taleplerin istenmesinde tarafları dava açmaya zorlamak usul ekonomisine da aykırılık oluşturmaktadır. Anayasa’nın 141/IV. maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir.”, 6100 Sayılı HMK’nın “Usul Ekonomisi İlkesi” başlıklı 30. maddesinde “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Davanın tarafları ve vakıaları aynı olan davada tekrardan dilekçeler teatisini başlatmak ve tebligat ,bilirkişi incelemesi gibi duruşma giderleri yapmak, oldukça yoğun şekilde çalışan mahkemelerin iş gücünü gereksiz şekilde artırma anlamına geleceğinden bu konuda mahkemelerin usul ekonomisi ve yargının adaleti en hızlı şekilde sağlama amacına yönelik olarak ıslah yolu ile yeni talepleri kabul etmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki tüm yapılan değerlendirmelere göre açılmış davada ıslah yolu yeni taleplerin derdest ileri sürülebileceği görüşündeyiz.

Stj. Av. Resul DEMİR

YAZAR: İstanbul Hukuk ve Danışmanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir