Site Loader
İletişim
Halil Rıfat Paşa Mahallesi Teoman Sokak No: 2 Şişli/İstanbul
Halil Rıfat Paşa Mahallesi Teoman Sokak No: 2 Şişli/İstanbul

MİRASÇILIK BELGESİ

 

Mirasçılar terekedeki mal veya hakları herhangi bir işlem yapmaya gerek kalmadan, kanun gereği bir bütün halinde kazanırlar. Ancak mirasçıların, tereke üzerinde tasarrufta bulunmaları için mirasçılık sıfatına sahip olduklarını ispat etmeleri gerekir. Bu nedenle mirasçılar, mirasçılık belgesine ihtiyaç duymaktadır.

Mirasçılık belgesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun “Mirasın Geçmesinin Sonuçları” başlıklı ikinci bölümü altında “Koruma Önlemleri” başlıklı birinci ayrımında bulunan 598. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.

Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir.

Bu düzenlemeden hareketle mirasçılık belgesi, yasal mirasçılar, mirasçı atananlar ve vasiyet alacaklılarının talebi üzerine sulh hukuk mahkemesi veya noterler tarafından verilen ve mirasçılık sıfatını ispatlama, mirasçıların paylarını gösterme ve mirasçıların tereke üzerinde tasarrufta bulunmasını sağlama gibi işlevlere sahip belge olarak tanımlanabilir. [1]

HMK. m.382/II-c,b.6 gereğince, mirasçılık belgesi verilmesi bir çekişmesiz yargı işidir . Mirasçılık belgesi istemi tek bir mirasçı veya birkaç mirasçı tarafından hasım göstermeksizin açılabilir. Herhangi bir zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tabi değildir. Mirasçılık belgesinde talepte bulunan mirasçının yanında tüm hak sahiplerine yer verilir.[2]

Mirasçılık belgesi TMK m.7 kapsamında resmi bir belge olup mirasçılık sıfatının varlığına dair karine oluşturmaktadır. Aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 382. Maddesi gereğince mirasçılık belgesi verilmesi işi çekişmesiz yargı işlerindendir. Bu nedenle mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin hükümler maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bu belgenin gerçeğe aykırı olduğu iddiasıyla iptali istenebilir.[3]

Mirasçılık Belgesi Talep Etme Hakkı Olan Kişiler

Yasal Mirasçılar

Yasal mirasçılık, mirasbırakanın iradesine bağlı olmayan ve mirasbırakanın ölümü ile doğrudan kanundan kaynaklanan mirasçılıktır. Türk Medeni Kanunu’nun 495-501. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre yasal mirasçılar; kan hısımları, sağ kalan eş, evlatlık ve devlettir.

  • Kan Hısımları

Kan hısımlarının mirasçılığı hukukumuzda zümre sistemine göre düzenlenmiştir. [4] Zümre bir ortak asıl ile ondan üreyenleri ifade eder.

Zümre sistemine göre önde olan zümrede mirasçı varsa, ondan sonra gelen zümredeki kan hısımları mirasçı olamaz ve her zümredeki zümre başlan yani ortak asıllar hayatta ise bunların altsoyları mirasçı olamaz. Ancak zümre başları mirasbırakandan önce ölmüş ise onların altsoyu onların yerlerine geçer.[5]

Medeni Kanunumuz mirasbırakanın bütün kan hısımlarına mirasçılık sıfatı tanımamıştır. Sadece ilk üç zümrede yer alan kan hısımlarına mirasçılık sıfatı tanımıştır. Birinci zümreyi mirasbırakanın altsoyu oluşturur. Çocuklar mirasbırakandan önce ölmüşse bunların yerini kendi alt soyu alır. (MK m.495) İkinci zümreyi ise mirasbırakanın anası, babası ve onların altsoyu meydana getirir. Üçüncü zümreyi ise mirasbırakanın büyük anaları ve büyük babaları ile onlardan üreyenler oluşturmaktadır.

  • Sağ Kalan Eş

Mirasbırakan hangi zümre mirasçıları yasal mirasçıları sıfatını kazanırsa kazansın, mirasbırakanın ölümünde hayatta olan eşi, onlarla birlikte yasal mirasçı sıfatını kazanacaktır. [6] Sağ kalan eş zümre mirasçısı olmayıp birlikte olduğu zümreye göre değişik oranlarda mirasbırakana mirasçı olur. (MK m.499)

  • Evlatlık ve Alt Soyu

Evlat edinenin, evlatlığı ve alt soyu, evlat edinene (mirasbırakana) kan hışmı gibi mirasçı olur. (MK m.500/1) Bunun için mirasbırakanın ölümü anında evlatlık ilişkisinin geçerli olarak kurulmuş ve devam ediyor olması gerekmektedir.

  • Devlet

Miras bırakmadan ölen kimsenin mirası Devlete geçer. (MK m.501)

Atanmış Mirasçılar

Mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf işlemi ile bir kimseyi mirasçı olarak belirlemesine atanmış mirasçılık adı verilir. [7] Yasal mirasçılar gibi atanmış mirasçılar da mirasbırakanın külli halefidir. TMK m.598/2. Maddesine göre atanmış mirasçıların mirasçılık belgesi talebinde bulunabilmeleri için mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıların bu tasarruflara kendilerine tebliğinden itibaren bir aylık süre içerisinde itirazın etmemiş olması gerekmektedir. Yani bir aylık süre atanmış mirasçının, mirastan hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlar.

Ayrıca TMK.598/2 ‘ye göre atanmış mirasçı tarafından talep edilecek mirasçılık belgesinde sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Noterlerin mirasçılık belgesi verme yetkisi yoktur.

Vasiyet Alacaklıları

Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufla belirli bir malı belirli bir kimseye bırakması durumunda o kimse vasiyet alacaklısı haline gelmektedir. Kazandırmada bulunan kimseye vasiyet alacaklısı denir. Atanmış mirasçının aksine vasiyet alacaklıları mirasbırakanın cüzi halefidir. Yani terekenin borçlarından kişisel sorumlulukları bulunmamaktadır.[8] TMK m.598/2’de vasiyet alacaklısının da durumunu gösterir bir belge verileceği düzenlenmiştir.

Yargıtay 14. HD. E.2015/6326, K.2016/187, T.12.1.2016 sayılı kararında “Toplanan delillerden, muris… 03.09.2008 tarihinde ….. Noterliği’nde düzenleme şeklinde vasiyetname ile davacıların oğlu S… T… ‘yı vasiyet alacaklısı olarak atadığı anlaşılmaktadır. Mirasçılık belgesi isteminde bulunulabilmesi için davacı taraf ile muris arasında mutlaka ırs ilişkisi bulunmasının gerekmediği, vasiyet alacaklılarının da vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilmesini isteyebileceği gözetildiğinde, davacı tarafın istemi de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Bu durumda, mahkemece, davacı tarafın mirasçılık belgesi verilmesi isteminin çoğun içinde azı da vardır ilkesi uyarınca, vasiyet alacaklısı belgesi verilmesi olarak nitelendirilmesi ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğu görülmemiştir. “ denilmiştir.

Mirasbırakanın Alacaklıları

Mirasbırakanın alacaklıları, icra müdürlüğünce veya mahkeme tarafından verilen yetki ile mirasçılık belgesi talep edebilirler. Yetki belgesi ile alınan mirasçılık belgesi, alacaklının tereke üzerindeki haklarını teminat altına alma fonksiyonu bulunmaktadır.

Yargıtay 14. HD. E.2015/1804, K.2015/5677, T. 21.05.2015 sayılı kararında  da “Davacı bankanın alacağını tahsil amacıyla borçlunun yasal mirasçılarını öğrenmek için icra hukuk mahkemesinden mirasçılık belgesi çıkarmak üzere yetki belgesi talep ettiği, alınan yetki belgesi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı mevcuttur. Bu durumda mahkemece davacının delilleri toplanarak ve işin esasına girilerek muris …… ‘nun mirasçılık belgesinin verilmesi gerekirken yersiz gerekçelerle talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.”  denilmiştir.

Tapu Müdürlüğü

2644 sayılı Tapu Kanuna 03.05.2012 tarihli 6302 Sayılı Kanun 3.madde ile getirilen ek madde 1’e göre mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde tapu sicilinde intikalin gerçekleşmemesi durumunda tapu müdürlüğünden, mirasçılık belgesi düzenlenmesi için yargıya başvurulabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile tapu müdürlüğünde işlerin sürüncemede kalmaması amaçlanmıştır [9]

Mirasçılık Belgesi Talep Etme Şartları

  • Mirasbırakanın ölmüş veya gaipliğine karar verilmiş olması
  • Sağ olmak, ehil olmak ve mirastan yoksun olmamak
  • Terekede hak sahibi olan tüm mirasçıların bilinmesi
  • Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişlin ölüme bağlı tasarrufun bildirilmesinden itibaren bir ay içinde ilgililerden itiraz hakkı olanların itiraz etmemesi

Mirasçılık Belgesi Verebilecek Makamlar

  • Sulh Hukuk Mahkemesi

Türk Medeni Kanunu’nun 581. Maddesine göre başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh hukuk mahkemesi tarafından mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.

Mirasçılık belgesi verilmesi yukarıda belirtildiği üzere çekişmesiz yargı işlerindendir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 383. Maddesine göre sulh hukuk mahkemeleri çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir düzenleme olmadıkça görevlidir. Mirasçılık belgesi taleplerinde, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadığı için görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.

Çekişmesiz yargı işlerinde yetkili mahkeme ise talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesidir. Yetkili mahkeme için kesin yetki kuralı bulunmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti sınırlanırında olan her yerdeki sulh hukuk mahkemesinden mirasçılık belgesi talep edilebilir.

Nitekim Yargıtay 16. HD. E. 2016/6869, K. 2016/6567, T. 7.6.2016 sayılı kararında “ Bilindiği üzere ve kural olarak; mirasçılık belgesinin verilmesine ilişkin istem, 6100 sayılı HMK’nın 382. maddesine göre çekişmesiz yargı işlerinden sayılmış, 11/3 maddesinde ise hangi davaların murisin son ikametgahı mahkemesinde görüleceği açıklanmış, aynı maddenin son fıkrası hükmünde veraset ispatına, miras hisselerinin tayinine ilişkin davaların, mirasçılarının her birinin bulunduğu yer mahkemesinde görülebileceği açıklanmıştır. Bu itibarla mirasçılık belgesi verilmesi davalarında kesin yetki kuralı söz konusu olmayıp; mirasçılık belgesi, murisin yerleşim yeri ya da nüfus kayıtlı olduğu yer gözetilmeksizin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki adli yargı teşkilatı bulunan tüm adliyelerden her zaman alınabilecek ve aksi her zaman ispat edilebilecek hasımsız belgelerdendir.”

  • Noter

Türk Medeni Kanunu ve Noterlik Kanunu’nda yapılan değişiklikle noterler de mirasçılık belgesi düzenlemeye yetkili hale getirilmiştir.Ancak mirasçılık belgesini talep etme yetkisi olan tüm ilgililerin mahkemeye başvurabilmesi mümkün iken; noterlere başvuru imkânı yalnız yasal mirasçılar ile sınırlandırılmıştır.  Türkiye’deki herhangi bir noterlikçe şartları varsa mirasçılık belgesi talep edilebilir

Ayrıca Noterlik Kanunu m.71B/3’e göre mirasçılık belgesinin yabancılar tarafından talep edilmesi halinde mirasçılık belgesinin noterler tarafından verilemeyeceği düzenlenmiştir.

  • Kadastro Mahkemesi

Kadastro Kanunu’nun 25. Maddesine göre kadastro mahkemesi, kadastro veya  kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, talep üzerine mirasçılık belgesi de verebilir. Bu durum kadastro ile ilgili olma şartına bağlanmıştır.

Mirasçılık Sıfatını Yitirenlerin Durumu

Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanın saklı pay mirasçısını mirastan uzaklaştırmasını sağlayan ölüme bağlı tasarruftur. Bu durumda mirasçı, mirasçılık sıfatını kaybeder. Mirasçılıktan çıkarma salt kişisel etkilidir ve yalnızca çıkarılan kişi için sonuç doğurur.  Çıkarılanın payı kendi altsoyuna, eğer altsoyu yoksa onun payı sıradaki yasal mirasçıya kalır.

Mirasçılıktan çıkarma halinde, çıkarılan tarafından mirasçılık belgesi talep edilebilecektir. Yargıtay kararlarında mirasçılıktan çıkarmanın, mirasçılık belgesi talep etmeye engel olmadığı, ancak mirasçılık belgesinde çıkarmanın hukuki sonuçları bakımından terekenin paylaştırılması sırasında gözetilmesi gerektiğinin yazılmasının gerektiği ifade edilmiştir. [10]

Nitekim Yargıtay 2. HD. E.2007/15355, K.2007/17423, T.12.12.2007 sayılı kararında “ Mirasbırakan, davacıların babası olan oğlu Ahmet Tacettin’i 5.4.1982 tarihli vasiyetnamesi ile mirastan ıskat etmiştir. Bu kişi tarafından açılan ıskatın iptali davası reddediliş, karar 17.12.2002’de kesinleşmiştir. Bu durumda ıskat ayaktadır. Bu halde miras hakkından ıskat edilen kimsenin altsoyu o kimse müteveffadan önce ölmüş gibi mahfuz hisselerini isteyebilirler.(TMKm.458/son) Bu nedenle, ıskat edilenin altsoyu olan davacıların bu davayı açmakta aktif husumet ehliyetleri mevcuttur. Bu husus gözetilmeden davacıların mirasçı olamayacaklarından bahisle red hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”

Mirastan yoksunluk, mirasbırakanın bir irade tasarrufunda bulunmasına gerek olmaksızın kanunda yazılı nedenlerin varlığı halinde kendiliğinden hüküm ifade eden kişinin mirasçılık sıfatını kaybetmesine neden olan bir kavramdır.

Mirastan yoksunluk da sadece yoksun olanı etkilemekte olup yoksun olan kişi mirasçılık sıfatını kaybedecektir. Mirastan yoksun olanın altsoyu mirasbırakandan önce ölen kimsenin altsoyu gibi mirasçı olmaktadır. Mirastan yoksun olan kişinin veya altsoyunun mirasçılık belgesi talep etmesinde engel bir durum yoktur. [11] Ancak mirasçılık belgesinde mirastan yoksun olan kişiye mirasçılık sıfatı ve pay verilmeyecektir. Yargıtay kararında mirastan yoksunluğun hukuki sonuçlarının terekenin paylaşımı sırasında gözetilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.

Mirasın reddi, kanuni veya atanmış mirasçının kendilerine geçmiş olan mirası kabul etmemek hususundaki irade beyanlarıdır. Mirasın reddine ilişkin düzenleme MK m.609 (gerçek red) ve MK m.605/2 (hükmen red) ‘de yapılmıştır. Mirasın reddi,  reddedenin mirasbırakanın haklarına külli halef olmasını engellemektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 611.maddesi göre yasal mirasçılardan biri mirası reddettiği takdirde, reddenin miras payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, diğer hak sahiplerine geçmektedir.

Yargıtay güncel kararlarında( Yargıtay 14.HD. E. 2015/2207, K. 2015/3974, T.13.4.2015) mirası reddedenin miras payının mirasçılık belgesinde gösterilmesinin gereksiz ve intikal için yetersiz olduğu gerekçesi ile mirasçılık belgesinde mirasın reddi sonucu mirasçılık sıfatını kaybedenler ve bunların paylarının kimlere kaldığının açıkça belirtilmesi gerektiğini belirtmiştir.[12]

Mirasçılık Belgesinin İptali

Mirasçılık belgesi aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin hükümler maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bu belgenin gerçeğe aykırı olduğu iddiasıyla düzeltilmesi veya iptali istenebilir. Hukuki yararı olan tüm ilgililer bu istemde bulunabilmekte olup davanın belgede gözüken tüm mirasçılara yöneltilmesi gerekmektedir.

Mirasçılık belgesinin iptali davası çekişmeli yargılama usulüne göre yürütülür. Bu nedenle verilecek karar kesin hüküm olacaktır. Asliye hukuk mahkemesi görevlidir ve dava her zaman açılabilir.  Yetki bakımından ise kesin yetki söz konusu olmayıp mirasçıların her birinin oturduğu yer asliye hukuk mahkemesi yetkilidir.

Nitekim Yargıtay 14. HD. E. 2015/8042, K. 2015/5796, T. 25.5.2015 sayılı kararında “Bundan hareketle veraset belgesinin değiştirilmesi veya daha önce veraset belgesinin iptali davalarının sulh hukuk mahkemesinde görülemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Kaldı ki veraset belgesinin iptali davalarının hasımlı olarak açılması zorunlu bulunduğundan çekişmesiz yargı kapsamından çıkıp çekişmeli yargı mahiyetini aldığı da bir gerçektir. Bu durum karşısında HMK’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılan bu dava bakımından HMK’nın 382/2-c maddesinin 6. Bendi uyarınca asliye hukuk mahkemesi görevlidir.” belirtilmiştir.

Stj. Av.Sevde Demirtaş

[1] Dursun Al, Türk Hukukunda Mirasçılık Belgesi Ve Uygulama Sorunları, Uluslararası Afro- Avrasya Araştırmaları Dergisi, Sayı 10, 2020

[2] Kocayusufpaşaoğlu, Miras s.583

[3] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.1990/2-560, K.1990/622, T.05.12.1990

[4] Oğuzman, Kemal, Miras Hukuku, Gözden Geçirilmiş 6. Bası, İstanbul  1995, s.280

[5] Kocayusufpaşoğlu s.58

[6] Serozan/Engin, Miras Hukuku,2019 s.191

[7] Kocayusufpaşaoğlu, Miras, s. 38

[8] Akıntürk s.277

[9] Günay; 2015:55; Ruhi/Ruhi 25

[10] İyilikli, 2017;357

[11] Dural ve Öz, 2019:377-378; Günay, 2015b:20

[12] Dursun Al, Türk Hukukunda Mirasçılık Belgesi Ve Uygulama Sorunları, Uluslararası Afro- Avrasya Araştırmaları Dergisi, Sayı 10, 2020

YAZAR: İstanbul Hukuk ve Danışmanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir