BİLİŞİM SİSTEMİNE GİRME SUÇU
Bilişim sistemine girme suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre “Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.” denilmektedir.
Bu suç ile tipiyle korunmak istenen hukuki değer karma nitelikte olup suç, özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin ve toplum düzeninin korunması, haberleşme özgürlüğüne haksız müdahalelerin engellenmesi gibi birçok amaca hizmet etmektedir.
Bilişim sistemleri, madde gerekçesinde verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağı veren manyetik sistemler olarak tanımlanmıştır. Bilişim sistemleri denildiğinde sadece bilgisayar, cep telefonu, internet (Facebook, Twitter, İnstagram, WhatsApp) değil, birbirlerine bilişim ağı üzerinden bağlanabilen her türlü sistem akla gelebilir.
Bilişim sistemlerine girmek kavramından ise bir bilişim sisteminde bulunan verilerin bir kısmına veya tamamına, fiziken ya da uzaktan başka bir cihaz yoluyla erişilmesi anlaşılmaktadır. Örneğin kişinin izni ve bilgi olmaksızın sosyal medya hesaplarına girmek veya ister izinle girilmiş olsun isterse izinsiz girilmiş olsa dahi izinsiz bu adreslerde durmak suçun oluşmasına sebebiyet verecektir.
Bilişim Sistemine Girme Suçu Nasıl İşlenir ?
Bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek veya hukuka aykırı şekilde bilişim sisteminde kalmak bu suçun oluşumu için yeterlidir. Seçimlik hareketli bir suç olması sebebiyle her iki hareketin de gerçekleştirilmesi halinde yani hukuka aykırı olarak bilişim sistemine girilmesi ve burada kalınması halinde yine tek suç oluşacaktır.[1]
Sisteme nasıl girildiğinin herhangi bir önemi yoktur. Ayrıca söz konusu sisteme bir şifre veya kullanıcı adı vasıtasıyla erişilebiliyor olması da şart değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararında mağdurun kişisel bilgisayarına ait işletim sistemine (windows vs.) bir başka internet kullanıcısının, mağdurun rızası olmaksızın girmesi halinde de suçun oluşacağını belirtmiştir.[2]
Ayrıca belirtmek gerekir ki; bilişim sistemine girme suçu için mağdurun rızası hukuka uygunluk sebebidir. Bilişim sistemi üzerinde hak sahibi olan kişi sisteme girilmesi için rıza göstermişse artık bu suçtan bahsedilemez.
Yargıtay Kararları ile anlattıklarımızı somutlaştırmak gerekirse;
Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından verilen 22/6/2016 tarih ve E:2015/9555, K:2016/10731 sayılı kararda; “ Sanığın savunmasında, katılanla evli olduğu dönemde mail adreslerinin şifrelerini bilmesi nedeniyle mail adreslerine girdiğini, mail adreslerinin şifrelerini kırmadığı ve değiştirmediğini beyan ettiği, sanığın kullandığı bilgisayar üzerinde yapılan inceleme sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında da, sanığın, katılana ait mail adreslerine girdiğinin tespit edildiği, ancak üçüncü kişilerle yazışma yaptığına dair kayıtlara rastlanmadığının bildirildiği dikkate alındığında, sanığın, katılana ait iki farklı mail adreslerine izinsiz olarak girme eyleminin sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunu değil, TCK’nın 243/1.maddesinde düzenlenen bilişim sistemine girme suçunu oluşturacağı ” vurgulanmıştır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından verilen 7/4/2014 tarh ve E:2013/3214, K:2014/8845 kararda; ”Katılan E.T.’ye ait MSN adresine şifresini kırmak suretiyle hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden sanığın eyleminde, 5237 sayılı Yasanın 243/1. madde ve fıkrasında yer alan suçun yasal unsurlarının oluştuğu gözetilmeden, sanığın mahkumiyeti yerine yazılı biçimde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı kabul edilmiştir.”
Yine Yargıtay tarafından verilen 22/10/2014 tarih ve E:2014/21031, K:2014/23221 sayılı kararda “II-“Bilişim sistemine girme” suçundan kurulan beraat hükmünün temyizine gelince: Oluşa, dosya kapsamına, sanığın aşamalardaki “Sinem’in davranışlarından huylandığım için kendisinin kullanmış olduğu sinemk@windowslive.com e-posta adresinin daha önceden bilmediğim şifresini kırarak e-postasına girdim. Baktığımda S’nin C. Y. isimli şahısla bizim S. ile beraber olduğumuz günlerde tanıştığını ve bu şahısla müstehcen görüşmelerinin olduğunu ve beni aldattığını öğrendim.” şeklindeki beyanına, müştekinin s…@windowslive.com isimli elektronik posta adresine sanığa ait bilgisayar kullanıcısı veya kullanıcıları tarafından kullanıldığının tespit edildiğine dair 10.12.2010 tarihli hard (disk) inceleme raporuna göre; sanığın (üzerine) atılı TCK’nın 243/1. maddesine uyan suçtan mahkumiyeti yerine, dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi nedeniyle… bozulmasına karar verilmiştir.”
Daha Az Cezayı Gerektiren Nitelikli Hal Nedir ?
Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesinin ikinci fıkrasında daha az cezayı gerektiren nitelikli hal düzenlenmiştir. Buna göre, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme veya orada kalma fiillerinin bedeli karşılığında yararlanabilen sistemler hakkında işlenmesi durumunda faile verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.
Bunun için fail tarafından bedeli ödenmek suretiyle girilebilecek bir sisteme, bedel ödenmeden girilmesi veya orada kalınması gerekmektedir. Bu sistemlere, internet üzerinden hizmet veren web siteleri, kiralama karşılığı yararlanılabilen bilişim sistemleri, cep telefonları, anlaşma karşılığı gönderilen reklam mesajları ve mailler vb. hizmetlerden yararlanılabilen uygulamalar örnek verilebilir.[3]
Daha Fazla Cezayı Gerektiren Nitelikli Hal Nedir ?
Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesinin üçüncü fıkrasında ise daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hal düzenlenmiştir. Buna göre suçun işlenmesi neticesinde sistemin içerdiği verilerin yok olması veya değişmesi halinde altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir.
Bilişim Sistemine Girme Suçunun Kovuşturması Ve Zamanaşımı Süresi Nedir?
Bilişim suçları, soruşturulması şikayete tabi dolmayıp savcılık tarafından re’sen soruşturulması gereken suçlardandır. Dava zamanaşımı süresi fiilin işlendiği tarihten itibaren sekiz yıldır. Dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra suç ihbarında bulunulması veya kamu davasının zamanaşımı süresinde sonuçlandırılmaması halinde suçun soruşturulması veya kovuşturulması mümkün değildir.
[1] Koca/Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s.812 ; Akbulut, Bilişim Alanında Suçlar, s.126
[2] Yargıtay 8. CD. E.2013/10401 K.2014/11835 T.7.5.2014
[3] Erdoğan, 2010,s.1396-1399
Stj. Av. Sevde DEMİRTAŞ

