BİLGİ EDİNME HAKKI
Hukuk Devleti ve Bilgi Edinme Hakkı
”Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer alan ve Anayasanın 2.maddesinde anlamını bulan hukuk devleti, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, devletin tüm eylem ve işlemlerinin var olan hukuk kurallarına uygun yapıldığı ve vatandaşların hukuki güvenliğe sahip olduğu bir ilkedir.
Hukuk Devletinin doğal ve zorunlu sonucu, idari faaliyetler yürütülürken temel hak ve özgürlüklerin Anayasa ve kanunlarda öngörüldüğü şekli ile kullanımının sağlanmasıdır.”[1]
Hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilmesinde etkili ve önemli araçlardan birisi “idarenin şeffaflığı ilkesi” olup, bu ilkeyi tamamlayan haklardan en önemlisi de bilgi edinme hak ve özgürlüğüdür.
İdarenin şeffaflığı, her şeyden önce idarenin faaliyetlerini objektif esaslara göre ve güvenilir bir sistem içerisinde yürütmesi sağlamaya yöneliktir. Ayrıca, yönetilenlerin karar alma süreçlerine katılımına, denetim mekanizmalarının etkin bir şekilde işletilmesine ve bireylerin hak arama özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanmasına yardımcı olur.” [2]
”Hukuk devleti olmanın bir diğer gereği de, idarelerin yapacağı işlemlerde hukuki güvenlik ve açıklık ilkelerine uymasıdır. Bu da, idare tarafından kullanılan kamusal yetkinin, hukuken birey için öngörülebilir olması, idarenin hatalı ve yanıltıcı davranmaktan kaçınarak bireyleri doğru bilgilendirmesi ile sağlanabilir.” [3]
Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.” şeklindeki Anayasamızın 74. Maddesi ile Bilgi Edinme Hakkı anayasal güvence altına alınan haklarımızdandır.
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nın 1. maddesi şöyledir; ‘’Bu kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.’’
Bilgi Edinme Hakkının İlkeleri
1.Demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olarak eşitlik
Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10. Maddenin 4. Fıkrasında ” devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde” denilerek idare eşitlik ilkesinin muhatabı olarak ayrıca sayılmıştır. Soyut ve genel nitelikli yasaları bireylere somut durumlara göre uygulayan idarenin eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğuracak işlem ve eylemlerde bulunmaları idarenin üstün ve ayrıcalıklı yetkileri düşünüldüğünde yüksek bir ihtimale tekabül etmektedir. Anayasayı inşa eden iradenin, idareyi ve idari fonksiyonu yürütecek kamu görevlilerinin eşit davranma yükümlülüğüne yer vermeleri bu açıdan çok değerlidir. Bilgi Edinme Hakkı’nın kullanılmasını yükümlülüğünü yerine getirirken idarenin eşitlik ilkesine uygun davranması demokrasi işlerliği ve yönetimde açıklık için mecburidir.[4]
2.Tarafsızlık
İdare kamu hizmetlerini yerine getirmekle mükelleftir. Kamu hizmetleri sağlanırken eşitlik ilkesinin uzantısı olarak nesnel ve tarafsız davranmak zorundadır. Tarafsızlık kelime anlamıyla tarafsız olma durumu ve yansızlıktır. Kamu görevlileri görevlerini yerine getirirken dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin yerine getirirken; Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanıyamazlar. Dolayısıyla devlet teşkilatının unsurları ve temsil eden kamu görevlileri yansız işlem yapmak durumundadır.
3.Açıklık
Genel olarak hukuki işlemler hukuk aleminde eski hukuki durumu ortadan kaldıran, yeni bir hukuki durum yaratan ya da mevcut hukuki durumu değiştiren işlemlerdir. İdarenin işlemleri mevcut hukuki durumu kamu menfaati münasebetiyle düzenlemek amacıyla meydana gelir. İdare bu işlemleri ve eylemleri yerine getirirken idarenin fonksiyonları gereceğince sürekli faaliyet halindedir. Bu icraatları ise tek yanlı icrailikle ve kamu gücünün tanıdığı ayrıcalıklarla yerine getirir. Dolayısıyla idarenin işlemleri ile vatandaş arasında bir güç dengesizliği vardır. Güç dengesizliğini ortadan kaldırmanın en etkili yolu yapılan iş ve eylemlerden kamuyu haberdar etmektir. Saydamlık; idare makamlarının kamuya açık olması, dosyaların incelenmesi, idari karar organlarının devlet işleyişini zedelemeyecek şekilde faaliyetlerinin kamuya görsel ve yazılı şekilde yayımlanması ile mümkün olabilir.
İdarenin kurum ve kuruluşlarının fazlalığı ve idarenin sürekli olarak icraat üretmesi nedeniyle “açıklık” vatandaş kendisi tarafından sağlanamayabilir. Vatandaşlar, idarenin bilgi ve belgelerine kolaylıkla erişim olanağına sahip olmalılardır. Bu sayede idareyi daha iyi gözlemleyebileceklerdir. Gözetim altında olan idareler ise hukuka aykırı işlemlerin kolaylıkla tespit edilebileceğinden sakınarak faaliyetlerini hukuk çizgisinde ve salt kamu yararı gözeterek yerine getireceklerdir. [5]
Bilgi Edinme Hakkının Amacı
”Bireyin yönetimde açıklığın sağlanmasını isteme nedeni, müdahaleci devlet anlayışının ortaya çıkışı sonucunda devletin faaliyette bulunduğu alanların çoğalması ve bireyin devlet faaliyetlerinin nedenlerini ve sonuçlarını öğrenmek için daha fazla bilgi edinme isteği duymasıdır. Devletin faaliyet alanıyla bireyin temel sorunları kesişmiş ve bunun sonucunda vatandaşlar kendilerini ilgilendiren konularda bilgi sahibi olmanın ve alınacak kararlara katılmanın önemini kavramışlardır. Yönetimde açıklığın sağlanması, bireyin, yöneticilerin uygulamalarını daha iyi etüt etmesini sağlayacak, bunun sonucunda yöneticilerin eleştirilmesi mümkün olacak ve yöneticiler bu eleştirilerden kurtulmak için daha iyi bir idare amacıyla çalışacaklardır. Açıklık ve saydamlık politikacıların hesap vermesinde, yolsuzlukların ve diğer yanlış uygulamaların önlenmesinde ve vatandaşların yönetime katılmalarının sağlanmasında da etkili bir araçtır.” [6]
Bilgi Gizliliğinin Meşru Nedenleri
Yönetimde açıklığın olması esas gizlilik ise istisnadır. Gizlilik bazı sebeplerden ötürü kimi durumlarda zorunludur. Gizliliğin meşruiyetinin sağlanması ise üstün kamu yararının mevcudiyetine bağlıdır. Kamu kaynakların kamu yararı münasebetiyle gizlenmesinin başlıca sebepleri milli güvenlik, kamu düzeni ve özel hayatın gizliliği konularıdır. Devlet mekanizması içerisinde bulunan bazı kurumların memleket savunması vazifesi vardır. Vatanı iç ve dış tehditlerden korumak adına oluşturulan gizlilik meşrudur. Toplumsal barışı sağlamak, suç işlenmesinin önüne geçmek üzere yürütülen faaliyetler ve açığa kavuştuğu takdirde devlet işleyişini bütünsel olarak sekteye uğratacak veya kamu görevlilerinin çalışmalarının zedelenmesi durumunu yaratacak durumlarda yönetimde şeffaflığın göz ardı edilmesi mümkündür. Zira devlet vatan sathının güvenliğini ve ülkenin ekonomik çıkarlarını koruduktan sonra kamu hizmetlerini layıkıyla yerine getirebilir. Devlet çıkarının yanında bireylerin özel hukuki durumlarını kişilik haklarına zarar vermek suretiyle yahut malvarlıklarını asgari korumanın dışında zarara uğratan, ekonomik geleceklerini üzerinde tehlike yaratabilecek hususlarda bilgi edinme hakkını yerine getirmekten kaçınabilir. Bireylerin idareye ilişkin bilme haklarına ilişkin unsurların gizlenmesi durumunda dikkat edilmesi gereken husus bireylerin menfaatlerin öncelikli olması ve başka bireylerin yahut toplumun genel menfaatiyle çatışma halinde olmamasıdır. İdaren bu hususlarındaki mahremiyetlerin temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan Anayasa ve güçlü kanunlar, idari usul ilkelerine riayet edilmesi ve idari usul kanunların gerekçeli ve ayrıntılı olmasıyla meşru zeminde oldukları söylenebilir. Yazılı olmayan kurallara dayanarak mahremiyetin sağlanması ve bilgi edinme hakkının kullanımın engellenmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Meşruiyeti sağlanmayan uygulamalar ise mahrum kalınan bilgi ve belge neticesinde kullanılacak temel hak ve özgürlükleri dolayısıyla hak arama özgürlüğünü ihlal sonucu doğurur. [7]
Gizliliğin Sakıncaları
Devletin yetki araçlarını kullanarak yürüttüğü eğitim, sağlık, haberleşme, güvenlik ve adalet başta olmak üzere diğer bütün faaliyetlerde dışa kapalılık eğilimi göstermesinin sonucunda hem devlet işleyişinde hem de vatandaş devlet ilişkisinde olumsuzluklar meydana gelir. Vatandaş devlet arasında meydana gelen olumsuzluk yönetimin bilgiyi güç aracı olarak kullanmasıyla yönetilenler üzerinde mevcut durumu sebebiyle sahip olduğu güç dengesizliğinin kendi lehine arttırmasına sebep olur. İdarenin kapalı kutu olmasının sonucu yönetimden etkilenenleri idare karşısında çaresiz bir duruma sürükler. Faaliyetler hakkında fikir sahibi olsalar dahi somut malzemelerle destekleyememeleri haklarını etkin olarak kullanamamalarını sonucu bireylerin maddi ve manevi gelişimlerini sağlayamamaları demektir. Bireylerin kendilerini gerçekleştirememeleri psikolojik olarak verdiği zararların yanında toplumun da genel menfaatlerini gerçekleştirememeleri akabinde toplumu felaketlere sürükler. Bilgi gizliliğinin diğer boyutu ise yerleşik yöneticiler lehine kurulan güç dengesi ile kendilerini denetim ve kontrol yetkisine sahip olacak seçilmiş yöneticilerin millet iradesini tecelli ettirememesidir. Belirli zaman aralıkları ile seçilerek yönetim kadrolarına gelenler yerleşik bürokrasi karşısında güçsüz duruma düşerler. Diğer boyut olarak izah edilse de bu problem yönetim şeffaflığının sağlanmaması sebebiyle hak mahrumiyeti yaşayan yönetilenlerin problemlerin uzantısı konumundadır. Günümüzde halkalar halinde vücut bulan demokraside birincil seçmenler yönetime ilişkin bilinçten mahrum kalırsa oluşturdukları diğer yönetim mekanizmaları da işlevsellikten bertaraf edilmiş olur. Netice itibariyle demokrasiden söz etmek mümkün olmaz. Demokrasi amacını yerine getiremediğinde ise otoriter ve diktatör rejimler kaçınılmaz hale gelirler.[8]
Bilgi Edinme Hakkı Sahipleri
4982 sayılı Yasanın 4 maddesine göre herkes bilgi edinme hakkına sahiptir. Türkiye’de ikamet eden yabancılar ile Türkiye’de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde bilgi edinme hakkından yararlanırlar. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükleri saklıdır.
Bilgi ve Belge Taleplerini Karşılamakla Mükellef Kurum ve Kuruluşlar
4982 sayılı Kanun’un 2. Maddesine göre Bu kanun kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinde uygulanır. Kamu kurum ve kuruluşları ifadesi merkezi yönetimi[10] , merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılan başkent teşkilatına bağlı kurum ve kuruluşları; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileri olan mahalli idareleri; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleri olan Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarıdır.
Bilgi Edinme Hakkı sahipleri bu haklarını hem bürokrasi olarak nitelendirebileceğimiz atama usulü ile gelen kamu çalışanları nezdinden kamu kurum ve kuruluşlarında hem de seçme seçilme esasına göre belirli bir süre için karar alma mercilerinde bulunan seçilmişler ve bu suretle oluşturulan karar alma organlarının faaliyetlerinde kullanabilirler.
Bilgi Edinme Hakkının Sınırları
İdare üstlendiği görevleri yerine getirirken kanuna saygı ilkesine uygun davranmak mecburiyeti içerisindedir. İdare hakların kullanılmasında sahip olduğu kamu gücü marifetinden faydalanmak suretiyle keyfiliğe kaçmamalıdır. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı Anayasamızın dördüncü bölümünde Siyasi Hak ve Ödevler başlığı altında düzenlenmiştir. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile hakkın sınırları ise numerus clausus(sınırlı sayı) prensibiyle yazılmıştır. Yasa koyucunun bu iradesinin sonucu olarak Kanunda tahdidi olarak sayılan Bilgi Edinme Hakkının sınırları dışında kalan bilgi ve belge bilgi ve belgelerin hak sahiplerinin incelemelerine sunulması ve bu belgelerden örnek verilmesinin, kamu kurum ve kuruluşlarının kanunlarda aksinin öngörülmediği haller için geçerli olduğu sonucu çıkmaktadır.
Kanun kapsamındaki sınırlamalar şu şekildedir:
- Yargı Denetiminde Olan İşlemler: İşlem hali hazırda yargı denetiminde olmamalıdır. Yargı denetimi dışında kalan idarî işlemlerden kişinin çalışma hayatını ve mesleki onurunu etkileyecek nitelikte olanlar, bu Kanun kapsamına dahildir. Bu şekilde sağlanan bilgi edinme hakkı işlemin yargı denetimine açılması sonucunu doğurmaz.
- Devlet Sırrına İlişkin Bilgiler veya Belgeler: Açıklanması halinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
- Ülkenin Ekonomik Çıkarlarına ilişkin Bilgiler veya Belgeler: Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması halinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
- İstihbarata İlişkin Bilgiler veya Belgeler: Sivil ve askeri istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Ancak, bu bilgi ve belgeler kişilerin çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte ise, istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler aşağıda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde bilgi edinme hakkına konu olurlar.
- İdari Soruşturmaya İlişkin Bilgiler veya Belgeler: Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idari soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması halinde; Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek, bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
- Adli Soruşturmaya ve Kovuşturmaya İlişkin Bilgiler veya Belgeler: Açıklanması veya zamanından önce açıklanması halinde; Suç işlenmesine yol açacak, Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanuni yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek, Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek, Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlal edecek nitelikteki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
- Özel Hayatın Gizliliği: Kişinin izin verdiği haller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması halinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, mesleki ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği hallerde, kurum ve kuruluşların kayıtlarında bulunan kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.
- Haberleşmenin Gizliliği: Haberleşmenin gizliliği esasını ihlal edecek bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
- Ticari Sır: Kanunlarda ticari sır olarak nitelenen bilgi veya belgeler ile, kurum ve kuruluşlar tarafından gerçek veya tüzel kişilerden gizli kalması kaydıyla sağlanan ticari ve mali bilgiler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
- Fikir ve Sanat Eserleri: Fikir ve sanat eserlerine ilişkin olarak yapılacak bilgi edinme başvuruları hakkında ilgili kanun hükümleri uygulanır.
- Kurum İçi Düzenlemeler: Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.
- Kurum İçi Görüş, Bilgi Notu ve Tavsiyeler: Kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluş tarafından aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır. Bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbi, mali, hukuki ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.
- Tavsiye ve Mütalaa Talepleri: Tavsiye ve mütalaa taleplerine ilişkin başvurular bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
- Gizliliği Kaldırılan Bilgiler veya Belgeler: Gizliliği kaldırılmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının sınırları olarak Kanunda düzenlenen diğer istisnalar kapsamına girmediği takdirde bilgi edinme başvurularına açık hale gelir.[9]
Netice
Devlet kurumu bireylerin haklarını devretmeleri ile hayat bulmuştur. Devlet ortaya çıkarken bireylerin tek başlarına yapacakları uğraşlar ile kamu yararının sağlanamayacağı düşüncesini taşır. Savın geçerlilik kazanması ile kamu gücünü eline geçirmiştir. Ancak devlet, faaliyetlerini yürütürken hukukun çizdiği ölçüde hareket etmeli, bireylerden tek başlarına sağlayamayacakları kamu yararını sağlamak adına eylemlerde bulunurken şeffaf davranmalıdır.
İdarenin şeffaflığı, her şeyden önce idarenin faaliyetlerini objektif esaslara göre ve güvenilir bir sistem içerisinde yürütmesi sağlamaya yöneliktir.
Şeffaflığın sonucu olarak yönetilenler idarenin faaliyetlerine ilişkin edindikleri bilgiler ile karar alma süreçlerine katılır, denetim mekanizmalarını etkin bir şekilde işletir ve bu sayede hak arama özgürlüğünü etkin bir şekilde kullanması daha mümkün hale gelir. Bilgi edinme hakkı yönetimde açıklık için vazgeçilmez bir araçtır. Toplumsal uzlaşmanın sağlanması, bireylerin devlete olan güven temellerinin sarsılmaması adına, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde sorun çözen, çözüm üreten, sonuç ve vatandaş odaklı anlayışla yönetilenler bilgi edinme haklarını meşru sınırlar kullanabilmelidirler. Devlet ve ulus bütünleşmesi ve demokrasinin etkin bir şekilde işletilmesi bu yolla mümkün olacaktır.
Abdullah Tıkıç*
____________________________________________________________________________
* Yazar – Stajyer Avukat
(1) Danıştay Kararı – 8. D., E. 2014/8893 K. 2015/3715 T. 30.4.2015
(2) Danıştay Kararı – 10. D., E. 2004/10375 K. 2007/891 T. 6.3.2007
(3) Danıştay Kararı – 8. D., E. 2015/360 K. 2015/435 T. 4.2.2015
(4) Günday, Metin, İDARE HUKUKU, Ankara: İmaj Yayınevi 10. Baskı s.61
(5) Evren, Çınar Can, İDARİ USUL İLKELERİNİN YÖNETİM HUKUKUMUZ AÇISINDAN DEĞERİ” , TBB Dergisi, S:91 (2010) s. 111-113
(6) Groves, Matthew / Lee H.P., Australian Administrative Law, Cambridge University Press, 2007, s. 117.)’den Aktaran: Evren , s. 3
(7) Polater, Yusuf Ziya ”BİLGİ EDİNME HAKKININ SINIRLARI VE DEVLET SIRRI” , TBB Dergisi, S:122 (2016) s.102-103
(8) Polater, s. 104-105
(9) 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu

