Site Loader
İletişim
Halil Rıfat Paşa Mahallesi Teoman Sokak No: 2 Şişli/İstanbul
Halil Rıfat Paşa Mahallesi Teoman Sokak No: 2 Şişli/İstanbul

YAKALAMA KORUMA TEDBİRİ

 

GİRİŞ

Ceza soruşturması/yargılaması şüphe ile başlar. Süreci başlatan şüphe, ceza muhakemesi boyunca farklı yoğunluklara ulaşmaktadır. Şüphenin ulaştığı yoğunluk çoğu zaman uygulanacak koruma tedbirini de belirlemektedir. Bu sebepten farklı normatif düzenlemelere sahip koruma tedbirleri Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenmiştir. Bu yazımızın konusunu ise anılan koruma tedbirlerinden yakalama (CMK 90. madde) oluşturmaktadır.

Ceza muhakemesi süreci bakımından büyük önemi haiz tedbirlerden yakalama koruma tedbirine geçilmeden evvel koruma tedbiri kavramı üzerinde durulmalıdır.

KORUMA TEDBİRİ NEDİR?

Koruma tedbirleri ceza muhakemesinin gereği gibi yapılabilmesi veya hükmün infazının mümkün kılınması amacıyla muhakeme sürecinde başvurulabilen ve hükümden önce, gerektiğinde zor kullanmak suretiyle bazı temel hak ve özgürlüklere geçici müdahaleyi gerektiren işlemlerdir.

Koruma tedbirleri aynı zamanda doğrudan veya dolaylı olarak delil elde etme yöntemleridir. (1) Tanımdan da anlaşıldığı üzere hükme infaz kabiliyeti kazandırılması amacı koruma tedbirlerinde öne çıkmaktadır. Anılan sebeplerle çeşitli temel hak ve özgürlüklere hüküm verilmeden önce müdahaleyi gerektirmektedir. Bu yapısıyla koruma tedbirleri zorunluluk olmadıkça başvurulmaması gereken kaynaklar olarak değerlendirilmelidir. Aksi tutum birey hak ve özgürlükleri aleyhine pek çok sonuç doğuracaktır.

YAKALAMA

Hakim kararı olmaksızın şüphelinin özgürlüğünün kısıtlanması, gözaltına alınıp alınmayacağı hususunda karar verilinceye kadar denetim ve gözetim altında tutulmasıdır.(2)
Önemle belirtilmelidir ki, yakalama da diğer koruma tedbirleri gibi ihtiyari bir yol olup soruşturmanın başında her halde şüphelinin yakalanması gerekmez. Yakalama tedbirine başvurulmadan önce de şüphenin belli bir yoğunluğa ulaşması aranmalıdır. Bu hususta kapsamlı bir delil araştırması son derece önemlidir.

Yakalama CMK’daki düzenlemesine binaen doğrudan (fiilen) yakalama ile yakalama kararına istinaden yakalama olmak üzere iki türe ayrılmaktadır.

A) DOĞRUDAN (FİİLİ) YAKALAMA

Yakalama Yetkisi: Kanun bazı hallerde herkese yakalama yetkisi vermektedir. (CMK 90/1) Herkesin yakalama yapabileceği haller şunlardır:

Herkesin Yakalama Yapabileceği Haller:
Kişiye suç işlerken rastlanması. Suçüstü olarak ifade edilen bu durum şu halleri içermektedir: İşlenmekte olan suç, henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından izlenerek yakalanan kişinin işlediği suç, fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suç. (3)

Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçma olasılığının bulunması veya suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.(4)

Sadece Kolluğun Yakalama Yapabileceği Haller:

Doğal olarak herkesin yakalama yapabildiği hallerde kolluk da yakalama yapabilmektedir. Dolayısıyla yukarıda iki alt başlıkta izah edilen haller kolluğa da yakalama yetkisi vermektedir.

Sadece kolluğa yakalama yetkisi tanınan haller ise; tutuklama kararı ve yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhal başvurma olanağı bulunmadığı takdirde yakalama yetkisine sahiptirler. (CMK 90/2)

Münhasıran kolluğun yakalama yetkisini düzenleyen bu hüküm aynı zamanda kolluğun bu yetkiyi kullanabilmesi için gereken şüphe derecesini de ifade etmektedir. (5) Bu sebepten kolluğa tanınan bu yetkinin koşulları ayrı başlıklar altında incelenecektir.

Kolluk görevlilerinin kişiyi yakalayabilmesi için her şeyden önce, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren bir halin varlığı aranmaktadır. Bu halin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini kolluk belirleyecektir. Kolluğa geniş bir takdir yetkisi tanındığı aşikardır.

Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan bir halin varlığı gerekmektedir. Gecikmesinde sakınca bulunması; derhal işlem yapılmadığı takdirde suç delillerinin kaybolması veya şüphelinin ya da kimliğinin belirlenememesi ihtimalinin ortaya çıkması demektir. (YİGY m.4)

Kolluğun yakalama yapabilmesi için Cumhuriyet Savcısına veya amirlerine derhal başvurma imkanının bulunmaması da gerekmektedir.(6)

B) YAKALAMA EMRİNE İSTİNADEN YAKALAMA

CMK’nın 90. maddesi çerçevesinde yakalama fiili bir durum olup herhangi bir karara veya emre dayanmaz. Buna karşılık, müzekkereli yakalama olarak da ifade edilen ve 90. madde dışında kalan hallerde kişinin yakalanabilmesi için yakalama emri çıkarılması gerekmektedir. Genel bir ifadeyle kaçak kişi, kaçan kişi veya kendisine ulaşılamayan kişi hakkında yakalama emri çıkarılmaktadır. (7)

Doğrudan yakalama herkes tarafından yapılabilmekte olup yakalama emrine dayalı yakalama ise sadece kolluk tarafından gerçekleştirilebilir.

Soruşturma Evresinde Hakim Kararı ile Yakalama Emri Çıkarılabilecek Haller:

Çağrı üzerine gelmeyen veya bulunduğu yer bilinemediği için çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir.

İkinci hal ise itiraz merci tarafından düzenlenen yakalama emridir. Cumhuriyet savcısı tarafından tutuklanma talebiyle sulh ceza hakimine sevk edilen şüpheli tutuklanmaz ise tutuklama isteminin reddine ilişkin bu karara Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz üzerine, itiraz merci şüphelinin tutuklanması görüşünde ise itiraz incelemesi sırasında hazır bulunmayan şüpheli hakkında öncelikle bir yakalama emri düzenlenmek zorundadır. (CMK 98/1) (8)

Kovuşturma Evresinde Hakim/Mahkeme Kararı ile Yakalama Emri Çıkarılabilecek Haller:

Kaçak sanık hakkında yakalama emri re’sen veya cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim veya mahkeme tarafından düzenlenir. (CMK 98/3)

Kaçak ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 247. Madde 1. Fıkrasında tanımlanmıştır. Şöyle ki; kaçak, hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalması sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kimsedir. (CMK 247/1)

C) CUMHURİYET SAVCISININ YAKALAMA EMRİ DÜZENLEYEBİLECEĞİ HALLER:

Sayılan sınırlı hallerde de doğrudan Cumhuriyet savcısına yakalama emri düzenleme yetkisi verilmiştir.

Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcısı da yakalama emri düzenlemeye salahiyetlidir.(CMK98/2) Bu haller de kolluk da yakalama emri düzenleme yetkisine sahiptir.

Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hakiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiil ile ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi yapılamaz. (CMK 91/6, YİGY md.18/1)(10)

Cumhuriyet savcısının yakalama emri düzenleyebileceği son hal ise infazla alakalıdır. Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kağıdının tebliğ üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır. Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır.(11)

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, yakalama emrinin ihtiva etmesi gerekenlerle ilgilidir. CMK 98/4 madde hükmü uyarınca yakalama emrinde bulunması gerekenler Kanunla belirlenmektedir. Buna göre; kişinin açık eşkali, bilindiğinde kimliği, yüklenen suç ve yakalandığında nereye götürüleceği yakalama emrinde gösterilecektir.

Ayrıca, yakalama emri tek sefere mahsus düzenlenmelidir. Dolayısıyla, yakalama emrine konu yakalama işlemi gerçekleştikten sonra emrin çıkarılma amacı da ortadan kalkacağından emri çıkarmış olan mercie iadesi gerekmekte olup bu husus CMK 90/6 madde hükmünde düzenlenmiştir.. Aksi hal tek bir yakalama emrine dayanarak kişilerin hukuksuz olarak özgürlüklerinin kısıtlanması anlamına geleceğinden düzenleme son derece isabetlidir.

YAKALANAN KİŞİNİN MAHKEMEYE SEVKİ:

Hakim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi en geç yirmi dört saat içinde yetkili hakim veya mahkeme önüne çıkarılmalıdır. Yakalanan şüpheli veya sanık şayet en geç bu süre içinde yetkili makam huzuruna çıkarılamıyorsa aynı süre içerisinde yakalandığı yer adliyesinde, mevcut değilse en yakın adliyede kurulu sesli ve görüntülü iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hakim veya mahkeme tarafından sorgusu yapılır. (CMK 94) (12)

Stj. Av. Hazal TÜZÜN

Atıflar ve Kaynakça: Ceza Muhakemesi Hukuku 1. Kitap, Ankara 2019, 10. Bası, Doç. Dr. Neslihan GÖKTÜRK, Prof. Dr. Cumhur Şahin

YAZAR: İstanbul Hukuk ve Danışmanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir