Site Loader
İletişim
Halil Rıfat Paşa Mahallesi Teoman Sokak No: 2 Şişli/İstanbul
Halil Rıfat Paşa Mahallesi Teoman Sokak No: 2 Şişli/İstanbul

İŞ KAZASI SİGORTASI

Stj. Av. Mehmet Maksut KAYA

GİRİŞ

İnsanlar çeşitli sebeplerden ötürü işçi-işveren ilişkisinin taraflarından biri konumunda olabilmekte veya kendi adına ve hesabına iş yürütebilmektedirler.

İşçiler veya (kendi adına ve hesabına çalışan) bağımsız çalışanlar işlerinin yürütümü sırasında çeşitli nedenlerden kaynaklı kazalar geçirerek vücut bütünlükleri yada ruhsal bütünlükleri zarar görebilmektedir. İşçiler söz konusu kaza ile maddi ve/veya manevi zarar görmenin yanında çalışma olanaklarından da geçici veya sürekli bir şekilde; kısmen veya tamamen mahrum kalabilmektedirler.

Sigortalıların olumsuz durumlarla ortaya çıkan zararlarının giderilmesi amacıyla Türk hukukunda iş kazası sigortası düzenlenmiştir. İş kazası sigortası mevzuatımızda meslek hastalığı sigortası ile birlikte düzenlenmiştir. İş kazası ile meslek hastalığının kapsamları farklı olmasına rağmen yararlanılan haklar bakımından bir nüans bulunmamaktadır.

İş kazası ve meslek hastalığı hukukumuzda kısa vadeli sigorta kolları arasında yer almakla birlikte bir diğer kısa vadeli sigorta kolu olan hastalık sigortasına nazaran daha avantajlıdır. Zira hastalık sigortasından yararlanmak için belirli süre ile sigortalı olma ve belirli miktarda prim ödemek şart olarak kabul edilmişken iş kazası ve meslek hastalığında herhangi bir prim şartı yahut belirli bir süre sigortalı olma durumu aranmamaktadır.

Sigortalının iş kazası kapsamında giren bir olay yaşamış olması durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sigortalıya ödenek veya aylık bağlanmaktadır.

Bu yazımızda iş kazasının ne olduğu, kimlerin iş kazası sigortasından yararlanabildiği, iş kazasının mevzuatımızdaki yeri, kimlerin sorumlu olacağı, izlenecek usul, iş kazası sigortasından yararlanılan hakların neler olduğu sırasıyla incelenmiştir.

İŞ KAZASI NEDİR ?
İş kazası ile ilgili düzenlemeler, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanundaki düzenlemelerde kapsayıcı bir iş kazası tanımı yapılmamıştır. Zira 5510 sayılı kanunda iş kazası kapsamına giren olaylar bentler halinde sırayla madde 13’te izah edilmiştir. 6331 sayılı kanundaki düzenlemede ise; iş kazası tanımı daha dar bir şekilde açıklanmıştır. İlgili düzenlemeler ve Yargıtay 9. H.D.’nin 12/10/1967 tarih 7295/9545 sayılı kararı (“İşçinin otoritesi altında bulunduğu bir zaman realitesi içinde vukua gelen her kaza iş kazasıdır.”) ışığında genel bir tanımlama yapacak olursak; İş kazası, işverenin yönetimi altında sigortalının işini ifa ederken kaza ile bedeninde yada manevi bütünlüğünde aniden yahut sonradan ortaya çıkacak şekilde bir zararın gerçekleşmiş olması halidir. Buna ek olarak 5510 sayılı kanunun 13. maddesinde düzenlenen hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda da iş kazası söz konusu olur. Dolayısıyla bir olayın iş kazası olabilmesi için:

1- Sigortalı olmalı,

2-Kaza olmalı,

3- Zarar olmalı,

4- Zarar ile kaza arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Bu 4 unsur aşağıda izah edilmiştir:

1- SİGORTALI OLMALI
Sigortalı, 5510 sayılı kanunun 3. Maddesinin 6. Fıkrasında: “Kendi adına ve hesabına prim ödemesi gereken yahut, kendisine prim ödenmesi gereken kişiyi” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla dikkat buyuracak olursak prim ödenmesi veya belirli bir süre sigortalı olmak gerekmemektedir. Kendi adına ve hesabına prim ödemesi veya adına prim ödenmesi gereken kişi olmak yeterlidir.

2-KAZA OLMALI
İş hukukunda kaza, dışsal veya içsel etkenlerle kişi tarafından engellenemeyen, öngörülemeyen bir şekilde aniden gerçekleşen beklenmedik hal ve durumlardır. Dolayısıyla borçlar hukuku ve medeni hukukundan farklı olarak iş hukukunda içsel etkenlerle de kaza olabilmektedir. İçsel etkenleri; işçinin işyerinde kalp krizi geçirmesi, boğulması, intihar etmesi şeklinde örneklendirebiliriz. İşçinin işin yürütümü sırasında elini kusuru olmaksızın iş makinasına kaptırması dışsal etkenlere örnek olarak verilebilir.

3- ZARAR OLMALI
İş hukukunda zarar, insanın vücut bütünlüğü veya manevi bütünlüğü üzerinde gerçekleşen aniden veya sonradan ortaya çıkan hasarlardır. Burada dikkat edilmesi gereken husus zararın iş kazası niteliğinde olabilecek ağırlıkta olması gerekmektedir. Basit sıyrıklar, hafif yanma, geçici ağrı iş kazası kapsamında değerlendirilemez. Ayrıca bir diğer dikkat edilmesi gereken husus zararın mutlaka insanın maddi veya manevi bütünlüğü üzerinde gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Örneğin herhangi bir eşya üzerinde gerçekleşen bir zarar iş kazası bakımından zarar olarak kabul edilmemektedir. Ancak işçinin ölümü iş kazası bakımından bir zarar olarak kabul edilmektedir.

4- ZARAR İLE KAZA ARASINDA İLLİYET BAĞI BULUNMASI
Zarar ile kaza arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekliliğinde ise kaza işverenin otoritesi altında gerçekleşmişse uygun nedensellik bağının bulunduğunu kabul edebiliriz. Ancak mevzuatımızda iş kazası olan olayların neler olduğu ayrı ayrı izah edildiğinden her bir düzenlemeyi kendi çerçevesinde değerlendirmek isabetli olacaktır. Zira; örneğin 5510 sayılı kanunun 13/a maddesinde iş kazasının oluşabilmesi için işçinin işyerinde bulunduğu sırada iş kazasının gerçekleşmesi uygun illiyet bağının kurulması için yeterlidir. Ayrıca işverenin otoritesi altında olması uygun illiyet bağı için aranmamaktadır.

İŞ KAZASI SİGORTASI KAPSAMINDA SİGORTALI OLANLAR
5510 sayılı kanunda; hizmet akdi ile çalışan 4/I (a) sigortalıları ve köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan(4/I(b) sigortalılarından): Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları, tarımsal faaliyette bulunanlar, kısa vadeli sigorta kollarından iş kazası ve meslek hastalığından yararlanabilmektedir. Ancak 4/I (c) sigortalıları kısa vadeli sigorta kollarından yararlanamadığından ötürü iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından yararlanamamaktadır.

Bununla birlikte 5510 sayılı kanunun 5. Maddesinde belirtilen: Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevlerinde çalışan tutuklu ve hükümlüler, Mesleki eğitim kanununda belirtilen Aday çırak, çırak ve stajyerler, Harp Malulleri ile Vazife Malullüğü aylığı bağlanmış malullerden Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışanlar, Türkiye İş Kurumu kursiyerleri, Sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri, İntörn öğrenciler, Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalılar ile ek dokuzuncu maddede(Resmi Gazete’de yayınlanan 29313 sayılı ev hizmetlerinde 5510 sayılı kanunun ek 9uncu maddesi kapsamında sigortalı çalıştırılması hakkında tebliğ) belirtilen şartlarda ev hizmetlerinde çalışan sigortalılar iş kazası sigortasından yararlanabilmektedirler.

MEVZUATTA DÜZENLENEN İŞ KAZASI HALLERİ
5510 sayılı kanunda düzenlenen iş kazası daha geniş çerçevede ve 6331 sayılı kanunda düzenlenen iş kazası tanımını da kapsayacak nitelikte düzenlenmiştir. İlk olarak 5510 sayılı kanun madde 13’te düzenlenen iş kazasını inceleyecek olursak; İş kazası,
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

13. Maddenin a bendindeki düzenlemede sigortalının işyerinde bulunduğu sırada kaza meydana gelirse bunu iş kazası kapsamında değerlendirmek gerekir. Kanunun a bendinde ifade edilen sigortalı olarak kabul edilen kişilerin kimler olduğunun ve kazanın tanımı yukarıda izah edilmiştir. Tekrara mahal vermemek adına tekrar açıklanmamıştır.

A bendinde belirtilen işyeri ise İş kanunu madde 2’de düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemede; İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.

İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır.

İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. Dolayısıyla bir yerin işyeri olarak tanımlanabilmesi için işverenin iş organizasyonu altında olan bir yer olması, yerin nitelik olarak mal veya hizmet üretimine bağlılığının bulunması gerekmektedir. Ayrıca işyerine bağlı eklenti ve araçlar örneklendirilmek suretiyle kanunda belirtilmiştir. Bu nedenle işyerine bağlı eklenti ve araçların kapsamı hal ve şartlara göre genişletilebilir.

b bendindeki düzenlemede ise : “İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle” anlaşılacağı üzere sigortalı işverenin yürüttüğü bir iş dolayısıyla iş kazasına uğruyorsa yahut kendi adına ve hesabına çalışan işçi bu iş sırasında bir kazaya uğruyorsa iş kazası olarak ifade edilmektedir. c bendindeki düzenlemede ise: “Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,” Bu bentte düzenlenen ifadeyi izah etmek gerekirse sigortalının 4/1 a grubuna giren bir sigortalı olması gerektiği ve asıl işini yürütmesi gerekli olmayıp önemli olan işverenin işyeri dışında bir yere göndermesi sırasında kaza olayının gerçekleşmesi iş kazasının oluşması açısından yeterli koşul olarak düzenlenmiştir. d bendindeki düzenlemede ise: “Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,” dolayısıyla emziren kadının 4/1 a lı olması gerektiği çocuğu da 1 yaşından küçük olması gerekmektedir. Bu süre iş kanununda 1 saat olarak düzenlenmiştir. Bu bir buçuk saatlik emzirme zamanını anne kendisi belirlemekte isterse birden fazla zamana ayırarak isterse tek bir seferde kullanabilir. Bu zaman zarfında gerçekleşen kazalar iş kazası olarak nitelendirilmektedir. e bendindeki düzenlemede ise; ” Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.” Sigortalının işverence sağlanan bir taşıtla işinin ifası için gidip geldiği iş için sosyal yardım yahut ekonomik hak olarak sağlanan taşıtta bulunduğu sırada seyir halinde yahut taşıta binildikten sonraki süreçte iş kazası olarak tanımlanan kaza olayın gerçekleşmesi ile meydana gelen zarar iş kazası için yeter koşuldur. Ancak devamı düzenlemesinde görüleceği üzere hemen veya sonradan sigortalı üzerinde bedenen veya ruhen bir zararın ortaya çıkması gerektiği koşul olarak belirtilmiştir.

Ayrıca belirtmek isteriz ki taşıtın işverenin mülkiyetinde yahut kiralaması dahi aranmayıp işverence sağlanmış olması yeter koşuldur.

6331 sayılı kanunun 3/1-g maddesinde düzenlen iş kazası ise şu şekildedir: ” İş kazası, İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olayı,” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla iş kazası 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda iki şekilde düzenlenmiştir. İlki işyerinde meydana gelen kişi üzerinde zarara sebebiyet veren kazalar ve işin yürütümü sırasında meydana gelen kişi üzerinde zarara sebebiyet veren kazalardır.

Kanundaki bu düzenleme iş kazasının tanımından çok bir kazanın iş kazası olarak nitelendirilmesi amacıyla düzenlenmiştir. Dolayısıyla kapsayıcı bir tanım olarak kabul edemeyiz.

İŞ KAZASI SONRASI İZLENECEK USUL
İşveren iş kazasını kolluk birimine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise kazadan sonraki ilk 3 iş günü içerisinde bildirmelidir. Bağımsız çalışan ise 1 ayı geçmemek koşuluyla bildirim yapabilecek duruma geldiği günden sonraki ilk 3 iş günü içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmelidir. Ancak iş kazası işverenin denetimi dışındaki yerlerde ve haberi olmaksızın gerçekleşmişse öğrenme tarihinden itibaren sonraki ilk 3 iş günü içerisine SGK’ya bildirim yapmalıdır.

İş kazası bildirimi yazılı olarak SGK’ya yada internet üzerinden e-sigorta ile bildirilebilir. Ayrıca işveren iş kazalarının kaydını tutar. Gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporlar düzenler.

İŞ KAZASINDAN KİMLER SORUMLUDUR?
Sigortalı kanunda belirtilen iş kazası hallerinden birini yaşaması durumunda zararlarının tazmini amacıyla işverene yada zarardan sorumlu üçüncü kişilere karşı maddi ve/veya manevi tazminat davası açabilmektedir.

Bunun yanında başvuru zorunluluğu bulunan iş kazası sigortası kapsamında SGK’dan ödenekler alabilmektedir. Söz konusu tazminat ve ödenekler sigortalının vefatı halinde mirasçıları tarafından istenebilecektir.

Tazminat davasında görevli mahkeme iş mahkemeleri olup işverenin sorumluluğu iş hukuku mevzuatından, iş sözleşmesinden ve haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Zira işveren işçisine karşı özenle davranması, gözetmesi gerekir. 3. kişinin sorumluluğu ise haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Ayrıca sigortalı yada mirasçıları SGK’ya karşı da dava açabilirler. Örneğin iş kazası olmasına rağmen bu durumun kurumca reddedilmesi halinde iş mahkemelerinde sigortalı tarafça kuruma karşı dava açılabilir.

İŞ KAZASI İLE SAĞLANAN HAKLAR NELERDİR ?
iş kazası sigortası ile sigortalıya sağlanan haklar; geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik ödeneği, sigortalı geçirdiği iş kazası nedeniyle yaşamını yitirdiyse, geride kalan hak sahibi yakınlarına ölüm geliri bağlanması, gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi, İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi yararlanılan haklar arasında yer almaktadır.

Yararlanılan haklar bakımından kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalıların söz konusu SGK tarafından sağlanan aylık ve ödeneklerden yararlanabilmesi için kuruma karşı prim borcu bulunmaması gerekmektedir.

Diğer sigortalıların ise prim borçları bulunsa dahi ödenek ve haklardan yararlanabilmektedirler.

Stj. Av. Mehmet Maksut KAYA

İstanbul Hukuk & Danışmanlık Ofisi

İş ve sosyal Güvenlik Hukuku Departmanı

________________________________________________________________________________KAYNAKÇA :
COVID-19’un İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bakımından Değerlendirilmesi, Seda Arslan Durmuş, İstanbul Hukuk Mecmuası, 2020
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu,
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu,
http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/sgk/tr/emekli/is_kazasi_ve_meslek_hastaligi/is_kazasi,
Yargıtay 9. H.D.’nin 12/10/1967 tarih 7295/9545 sayılı kararı,
Yargıtay 21 HD, 5018/2931, 15.04.2019 tarihli kararı,
SGK Başkanlığı Emekli Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 7.5.2020 tarihli ve 2020/12 sayılı Genelgesi,
Resmi Gazete’de yayanlanan 29313 sayılı ev hizmetlerinde 5510 sayılı kanunun ek 9 uncu maddesi kapsamında sigortalı çalıştırılması hakkında tebliğ

YAZAR: İstanbul Hukuk ve Danışmanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir