HUKUK YARGILAMASINDA TANIK DELİLİNİN İLERİ SÜRÜLMESİ
Medeni Usul Hukukunda, bir hukuk yargılaması temel 5 bölüme ayrılmıştır. Bunlar;
1- Dilekçeler teatisi aşaması,
2- Ön inceleme aşaması,
3- Tahkikat aşaması,
4- Sözlü yargılama,
5- Hüküm.
Bu yazımızda tanık delilinin hangi aşamalarda ne şekilde ileri sürülebileceğini her bir hukuk yargılaması bölümünde ayrı ayrı bahsedilerek incelenecektir.
Hukukumuzda davacı veya davalı tarafın en çok başvurduğu delillerin başında tanık delili gelmektedir. Tanık delili, takdiri bir delil olmasına rağmen hukukumuzda en çok başvurulan deliller arasında yer almaktadır ve mahkemede kanaat oluşturması açısından önemli bir delildir.
Tanık, davada taraflar arasında çekişmeli olan, geçmişte meydana gelmiş olaylar ve durumlarda ilgili sahip olduğu bilgilerini mahkemeye aktaran kişiye denilmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 240-265. maddeleri arasında düzenlenen tanık delili diğer takdiri ve kesin delillerde olduğu gibi hukuk yargılamasının dilekçeler teatisi aşamasında ileri sürülebilmektedir. Hukuk yargılaması dilekçeler teatisi aşamasında dava veya cevap dilekçesinin verilmesinden sonra dahi tanık deliline dayanılmasında bir sınırlandırma mevcut değildir.
Hukuk yargılamasının ön inceleme aşamasında ise tanık delilini ileri sürebilmek için öncelikle davacı veya davalı tarafın dava, cevap veya cevaba cevap yada ikinci cevap dilekçesinde tanık delilinin ileri sürülmesi gerekmektedir.
Dilekçede dayanılan tanık delili, HMK m. 139/1 ç) bendine göre verilecek 2 haftalık kesin süre içinde dosyaya sunulmazsa o delile dayanılmaktan vazgeçileceği ihtar edilir ve bu yönde gerekirse mahkeme karar verir( HMK m. 140/5).
Ön inceleme aşamasında (dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra, tahkikattan önce) karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah ile iddia veya savunma genişletilerek yahut değiştirilerek tanık deliline dayanılabilmektedir( HMK m.141).
Hukuk yargılamasının tahkikat aşamasında ise ancak ıslah yolu ile iddia veya savunma genişletilerek veya değiştirilerek tanık deliline dayanılabilmektedir.
Sözlü yargılama ve hüküm aşamalarında ise tahkikattaki durum geçerlidir. Ayrıca HMK m. 145’te sonradan delil gösterilmesi düzenlenmiştir. Kanun hükmünde; ” Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” Dolayısıyla tanık delili hukuk yargılamasının her aşamasında ileri sürülememektedir. Ancak tanık delili dilekçede dayanılması halinde gerekli şartlar oluştuğu takdirde hukuk yargılamasının diğer aşamalarında ileri sürülebilmektedir. Bu nedenle tanık delili veya başka bir delile davada dayanabilmek yada başka bir tabirle ileri
sürebilmek için bunu süresinde verebilmek davanın akıbeti açısından elzemdir.
Stj. Av. Mehmet Maksut KAYA
Kaynakça:
1) 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU
2) Yargıtay Kararları Işığında Medenı Muhakeme Hukukunda Tanık Listesı-TBB DERGİSİ

