YETKİ SÖZLEŞMESİ
Giriş
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 17, 18 ve 19. maddelerinde düzenlenen yetki sözleşmesi, kamu tüzel kişileri veya tacirlerin kendi aralarında veya birbirleri arasında uyuşmazlık çıkması halinde bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kıldığı; dava konusu uyuşmazlığın esasına yönelik olmayan usulüne yönelik olan bir sözleşmedir. Aşağıdaki yazıda yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları, yetki sözleşmesinin türleri, taraflar, yetki itirazının yapılabileceği haller ve yetki sözleşmesinin yapılamayacağı haller irdelendi.
HMK m. 17: Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.
Geçerli bir yetki sözleşmesi nasıl olmalıdır?
Geçerli bir yetki sözleşmesi yazılı yapılmalı ve uyuşmalığın konusunun belirli veya belirlenebilir olması gerekmektedir. Ana sözleşmenin bir maddesi olarak düzenlenebileceği gibi (Ki buna yetki şartı da denilmektedir.) ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilmektedir. Bağlı bulunduğu sözleşmenin yazılı veya sözlü olduğuna bakılmaksızın yetki sözleşmesinin yazılı yapılması gerekmektedir. Bu durum yetki sözleşmesinin ispat şartı olmayıp geçerlilik şartıdır.
Yetki Sözleşmesinin Tarafları
Yetki sözleşmesinin tarafları HMK m.17 hükmüne göre ancak kamu tüzel kişileri veya tacir olabilmektedir. Kamu tüzel kişileri veya tacirlerin dışında bulunan üçüncü kişilerin yetki sözleşmesi yapabilmesi mümkün değildir. Madde gerekçesinde; üçüncü kişilerin, kamu tüzel kişileri veya tacirle aralarında sözleşme akdetmesi halinde zayıf konumda olacağından bu kişileri koruma gayesi bulunmaktadır. Öte yandan madde gerekçesine karşın kamu tüzel kişileri karşısında da tacirler zayıf konumda değil midirler? şeklinde bir soru sorabiliriz. Aslında bu sorunun cevabı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Buna göre; tacirler basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir. Bu nedenle kamu tüzel kişileri ile tacirleri kanunumuz eşit olarak addetmiştir. Öte yandan yetki sözleşmesi ile bir veya birden fazla yetkili kılınan mahkemelerin hangi mahkemeler olduğu açık ve anlaşılır olmalıdır. Örneğin “Marmara Bölgesi’nde bulunan mahkemeler yetkilidir.” şeklindeki ifadede hangi mahkemelerin yetkili olduğu açık değildir. Bursa mahkemelerinin mi ? İstanbul(çağlayan) mahkemelerinin mi ? Bu nedenle bu şekilde öngörülen yetki sözleşmesi geçersizdir.
HMK m.18/2: Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya Mahkemelerin gösterilmesi şarttır.
Yetki Sözleşmesinin Türleri
Taraflar arasında öngörülen yetki sözleşmesi aksi kararlaştırılmadıkça münhasır yetki sözleşmesi olarak kabul olunur. Bu nedenle HMK münhasır yetki sözleşmesini asıl olarak kabul etmiştir. Munhasır yetki sözleşmesi, tarafların kendi aralarında kararlaştırmış olduğu mahkemenin veya mahkemelerin yetkili olduğunu ancak genel ve özel yetkili mahkemelerinin yetkisiz olduğunu ifade eden sözleşme türüdür. Öte yandan münhasır olmayan yetki sözleşmesi ise tarafların kendi aralarında kararlaştırdıkları mahkeme veya mahkemelerin yanında özel veya genel mahkemelerin de yetkili olduğu sözleşme türüdür. Ancak önemle belirtmek gerekir ki; herşeyden evvel tarafların kendi aralarında bir yetki sözleşmesi akdedebilmesi için uyuşmazlığın konusunun kesin yetki kapsamına girmeyen bir uyuşmazlık olması veya tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri bir konuda olması gerekmektedir. Zira bunun haricindeki durumlar HMK m.18 uyarınca yasaklanmıştır.
HMK m. 18/2: Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz.
Yetki İtirazının İleri Sürülmesi
Yetki itirazının ileri sürülmesi, ancak taraflar arasında yapılan yetki sözleşmesinin geçersiz olması halinde yada geçerli bir yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerden birinde uyuşmazlık konusu davanın açılmaması yahut yetki sözleşmesi yapılmaksızın uyuşmazlık konusu davanın yetkisiz mahkemede açılması durumunda söz konusu olur. Buna göre yetkinin kesin olduğu davalarda mahkeme dava sonuna kadar bu durumu kendiliğinden araştırmak zorundadır. Taraflar da bu durumu her zaman ileri sürebilirler. Bunun yanında yetkinin kesin olmadığı hallerde yetki itirazında bulunabilmek için kanun koyucu usul ve süre yönünden sınırlandırmada bulunmuştur. Yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Ayrıca yetki sözleşmesinin yapıldığı davalarda yetki itirazında bulunulmazsa yetkisiz mahkemenin taraflarca zımni olarak yetkili kılındığı kabul olunur. Mahkeme bu durumda yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Aksi takdirde yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
HMK m.19: Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
KAYNAKÇA:
1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde Gerekçesi
Stj. Av. Mehmet Maksut KAYA

