KAMU ALACAKLARI İÇİN DÜZENLENEN ÖDEME EMRİ
1- ÖDEME EMRİNİN TANIMI
Kamu alacakları esas olarak söz konusu alacağın borçlu tarafından ödenmesi veya ilgili idarece terkin edilmesi ya da zamanaşımı gibi durumlarda ortadan kalkmaktadır. Ancak, ilgilisi hakkında tahakkuk ederek kesinleştiği halde ödenmeyen bir kamu alacağı artık cebren tahsil edilmeye çalışılacaktır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54. maddesinde, kamu alacaklarının cebren tahsil ve şekilleri açıklanmıştır. Söz konusu düzenlemeye göre cebren tahsil; amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi veya gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi suretiyle yapılacaktır.
6183 sayılı Kanunun 54.maddesinde belirtilen cebren tahsil aşamalarının başlangıcı ise kamu alacağının borçlusu hakkında düzenlenecek bir ödeme emrinin tebliğ edilmesiyle başlar.
Ödeme emri, esas olarak kamu alacaklarının vadesinde ödenmemesi üzerine düzenlenen bir bildirim olup 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55.maddesinde; “Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur” denilmiştir.
Ödeme emrinin tanımının yapıldığı 6183 sayılı Kanunun 55.maddesinden anlaşılacağı üzere, ödeme emri, vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili için cebri tahsilat işlemlerine başlandığını göstermektedir.
Ödeme emri, alacaklı kamu idaresi olarak tanımlanan devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin kamu alacağının tahsili amacıyla sahip bulundukları bu imkânın ilk aşamasını oluşturmaktadır.
Kamu borçlusuna ödeme konusunda son kez yapılan uyarı niteliğindedir.
Kamu alacağının bu uyarıya rağmen ödenmemesinin sonucu cebren tahsil yöntemlerinin uygulanmasıdır.[1] Yani; alacaklı idareler, vadesinde ödenmeyen amme alacağına ilişkin olarak kamu gücü kullanarak, alacağın tahsilini sağlayan tek taraflı işlemler yapma hak ve yetkisine sahiptir ve ödeme emri ise, bu hak ve yetkilerin ilk aşaması olarak değerlendirilmektedir. [2]
Ödeme emri ile kamu alacağını vadesinde ödemeyen kişilere, söz konusu borçlarını 7 gün içinde ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmalarının gerektiği tebliğ olunmaktadır.
6183 sayılı Kanunun 55. maddesine göre ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı kayıtlı bulunur.
2) HANGİ HALLERDE ÖDEME EMRİ DÜZENLENMEKTEDİR?
Yukarıda belirttiğimiz gibi ödeme emri, kamu alacaklarının tahsili amacıyla düzenlenmektedir.
Peki, hangi tür alacaklar kamu alacağı kavramına girmektedir? Bu sorunun cevabı için 6183 sayılı Kanunun 1.maddesine[3] bakılması gerekmektedir.
Kanun hükmüne göre Devlet, İl Özel İdareleri ve Belediyelere ait vergi, resim, harç, cezalar ile bunların takiplerinden dolayı ortaya çıkan mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası, gecikme zammı ve faizi gibi alacaklar için ödeme emri düzenlenebilir. Örnek vermek gerekirse; tahakkuk etmiş kurumlar vergisi ve cezaları veya Hazineye ait bir taşınmazın işgal edilmesine bağlı olarak takdir edilen ecrimisil alacağının tahsili ya da ilgilisi hakkındaki idari para cezası v.b. hallerde söz konusu kamu alacağının tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun uyarınca ödeme emri düzenlenebilecektir.
Özetle söylemek gerekirse, bir kamu alacağının cebren tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için Devlet, İl Özel İdareleri ve Belediyelere ait bir kamu alacağı olması gerekmektedir. Ancak, söz konusu idarelere ait olmakla birlikte kamu hizmetinden doğmayan, özel hukuk hükümlerine tabi bir işleme bağlı olarak ortaya çıkan bir alacak var ise bu durumda 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmadığı için ödeme emri düzenlenemez. Örneğin; Belediyenin kendi mülkiyetinde bulunan bir taşınmazı kiraya vermesi durumunda söz konusu kira alacaklarının tahsili için 6183 sayılı Kanuna göre ödeme emri düzenlenemez. [4]
3) ÖDEME EMRİNE KARŞI BORÇLUNUN ÖDEVLERİ
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen kamu borçlusunun üç seçeneği bulunmaktadır.
- Ödeme emrine konu borcu ödemek.
- Ödeme yapılamayacak ise mal bildiriminde bulunmak.
- Ödeme emrine karşı dava açmak.
Kamu alacağının ödenmesinde genel kural, ödemenin yapılması olup böylece söz konusu alacak ortadan kalkacaktır.
Diğer bir seçenek ise tebliğ olunan ödeme emrinin tamamına veya bir kısmına karşı dava açmaktır. Açılan davanın sonucuna göre tamamen veya kısmen ödeme emrinin iptaline karar verilmesi halinde kamu alacağının ödenmesine gerek kalmayacaktır.
Eğer, hiçbir suretle ödeme yapılamayacak veya dava açılamayacak ise bu durumda mal bildiriminde bulunulması gerekecektir. Mal bildirimi, borçlunun gerek kendisinde, gerekse üçüncü şahıslar elinde bulunan mal, alacak ve haklarından borcuna yetecek miktarın, nev’ini, mahiyetini, vasfını, değerini ve her türlü gelirlerini veya haczi kabil mal veya geliri bulunmadığını ve yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya sözle tahsil dairesine bildirmesidir.[5]
Mal bildirimindeki amaç ise kamu alacağının tahsilini kolaylaştırmak için borçlunun malvarlığının miktarının ortaya konulmasıdır. Burada şu husus önem arz etmektedir; haczedilebilecek malı olmasa dahi borçluların malları olmadığını bildirmeleri gerekir.
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, vadesi içinde borcunu ödemediği ve mal bildiriminde bulunmadığı takdirde mal bildiriminde bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak ve üç ayı geçmemek üzere hapisle tazyik olunabilir.
6183 sayılı Kanunun 114.maddesine göre kendisine ödeme emri tebliğ olunan ve malı olmadığı yolunda bildirimde bulunan amme borçluları tarafından, bu bildirimle birlikte veyahut bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde, en son kanuni ikametgâh ve iş adresleri, devamlı mükellefiyetleri bulunan diğer tahsil daireleri ve amme idareleri ile bunlardaki hesap ve kayıt numaralarının bildirilmesi, ayrıca nüfus kayıt suretinin verilmesi zorunludur.
4) ÖDEME EMRİNE KARŞI İTİRAZ YOLLARI
6183 sayılı Kanunun “ödeme emrine itiraz” başlıklı 58.maddesinde, ödeme emrine karşı açılabilecek davalarda ileri sürülebilecek iddialar üç noktada toplanmıştır. Bu iddialar aşağıda sayılmaktadır;
- Borcun Olmadığı,
- Borcun Kısmen Ödenmiş olduğu,
- Zaman aşımına uğramış olduğu.
İdari yargılama usulü hukukunda genel olarak dava açma süreleri ( İdare Mahkemelerinde 60 gün; Vergi Mahkemelerinde 30 gün ) belirtilmiş ise de özel kanunlarda hüküm bulunması halinde ilgili kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğine dair usul hükmü dikkate alındığında 6183 sayılı Kanunun 58.maddesinde yer alan kuralların uygulanması gerekecektir. Buradan hareketle, 6183 sayılı Kanunun 58.maddesi hükümlerine göre kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs tarafından ödeme emrinin tebliği edildiği günü izleyen günden itibaren 15 gün içinde yetkili yargı merciinde dava açılması gerekmektedir.
Buraya kadar olan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, ödeme emri daha önceden tahakkuk ederek kesinleşen bir alacağın tahsili amacıyla düzenlendiği için artık bu safhada borcun kaynağı ve doğumu gibi hususların ileri sürülüp sürülemeyeceği hususu tartışmalıdır.
Bu konuyla ilgili bazı görüşlerde, tahsile çalışılan kamu alacağının mahiyeti, kaynağı, doğumu gibi hususlarda yapılacak inceleme sadece ödeme emri öncesindeki işlemlere (vergi ceza ihbarnamesi, para cezası gibi) karşı açılacak davalarda ileri sürülebilecektir.
Gerek uygulamada gerekse de doktrinde bu yönde görüşlerin bulunmasına karşın, 6183 sayılı Kanunun 58.maddesinde yer alan itiraz sebeplerinden “borcum yoktur” kapsamında söz konusu alacağın kaynağı, doğumu v.b. hususların ödeme emrine itiraz aşamasında değerlendirmeye alınabileceği kanaatindeyiz.
Aynı şekilde, borcun daha önceden ödenmiş veya terkin edilmiş olması, dayanak kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması hali, ödeme emrinde yer alan borcun henüz vadesinin gelmemesi, ödeme emrinden önce kamu alacağına dair herhangi bir işlemin tebliğ edilmemesi gibi sebeplerinde itiraz aşamasında değerlendirilmesi gerekir.
Yapılacak itirazlarda ileri sürülmesi gereken bir diğer husus da ödeme emrinden önce tebliğ edilen işleme karşı dava açılması hallerinde bu davanın sonucunun beklenmesine yönelik taleplerin bulunması olacaktır. Aksi takdirde, dayanak kabul edilecek işlemin dava sonucu beklenmeden ödeme emrine yapılan itiraz hakkında karar verilmesine yol açılmış olunur. Bu duruma bağlı olarak da alacaklı kamu idaresi tarafından doğrudan tahsil işlemlerine başlanacağından e-haciz v.b. zor durumlarla karşı karşıya kalınabilecektir.
6183 sayılı Kanunun 55.maddesinde, ödeme emrinde bulunması gereken bilgilere yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı kayıtlı bulunmak zorundadır. Bu bilgilerden birinin veya birkaçının bulunmaması sonucu ödeme emri hukuka aykırı duruma gelir ve iptal edilmesi sonucu doğar.
Ödeme emrine karşı açılacak davada ileri sürülebilecek bir diğer itiraz gerekçesi de itiraz mercii ve süresinin gösterilmemesi halinde ortaya çıkacaktır. Bilindiği üzere, Anayasanın 40/2.maddesine göre yazılı işlemlerin itiraz yolları ve itiraz sürelerini içermeleri gerekmektedir. Aksi takdirde, bireylerin anayasal haklarından olan hak arama hürriyetinin önüne geçilmiş olacağından yargı yerleri tarafından bu yönde kararlar verilmektedir.[6]
5) ÖDEME EMRİNE KARŞI DAVA AÇMA SÜRESİ
6183 sayılı Kanunun 58.maddesine göre kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu tarafından tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde dava açılması gerekmektedir.
6) ÖDEME EMRİNE KARŞI AÇILAN DAVALARDA HAKSIZ ÇIKMA ZAMMI
6183 sayılı Kanunun 58.maddesinde [7]yer verilen haksız çıkma zammı, kısmen ya da tamamen haksız çıkan borçlunun haksız çıktığı miktar üzerinden ödemek zorunda kaldığı miktarı göstermektedir.
Ödeme emrine karşı yapılacak itiraz neticesinde yargı yerleri tarafından davanın reddedilmesi halinde borçlunun, reddedilen miktar üzerinden %10 zamlı olarak ödeme yapması söz konusu olacaktır. 6183 sayılı Kanunda %10 gecikme zammının hangi sürede ödeneceğine yönelik özel bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 37. maddesine göre işlem tesis edilerek yapılacak tebliğden itibaren bir aylık ödeme süresi içerisinde ödenmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Ancak, hemen belirtmek gerekir ki bu ödemenin yapılması yargı kararına bağlı olduğu için söz konusu kararın Bölge İdare Mahkemesi veya Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşmesi halinde ödenmesi gerekeceğini düşünmekteyiz.
7) SONUÇ
Bir kamu alacağının, tahakkuk ederek kesinleştiği halde ödenmemesi durumunda artık ilgili idarelerce cebren tahsil edilmesine çalışılacaktır. Bu amaçla, kamu alacağının tahsil edilebilmesi için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54.maddesinde düzenlenen cebren tahsil aşamalarının başlangıcını ödeme emri oluşturmaktadır.
Ödeme emri, kamu alacaklarının vadesinde ödenmemesi üzerine düzenlenen bir bildirim olup idari nitelikte bir işlemdir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55.maddesinde; “Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur” denilmiştir. Buna göre kendisine ödeme emri tebliğ olunan bir şahıs tarafından, söz konusu alacağın ödenmesi veya mal bildiriminde bulunulması ya da dava açılması gerekecektir.
6183 sayılı Kanunun 58.maddesine göre, ödeme emrinin tebliği tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde “böyle bir borcun olmadığı, borcun kısmen ödenmiş olduğu, zaman aşımına uğramış olduğu” iddialarıyla dava açılabilecektir.
Zafer AYDIN*
___________________________________________________________________________________________________________
* Yazar – İdare Hukukçusu
[1] Turgut Candan, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Maliye ve Hukuk Yayınları, Ankara, 2007, s.258.
[2] Gül Üstün, İdare Hukuku Boyutuyla 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Uygulamalarında Görev Sorunu, XII Levha Yayınları, İstanbul, 2013, s. 164
[3] Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.
[4] Danıştay 13.Dairesi, E:2012/3931, K:2018/3814
[5] 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 59.maddesi
[6] Vergi Dava Dairesi Kurulu, E:2014/613, K:2014/791
[7] İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla tahsil edilir.

