Site Loader
İletişim
Halil Rıfat Paşa Mahallesi Teoman Sokak No: 2 Şişli/İstanbul
Halil Rıfat Paşa Mahallesi Teoman Sokak No: 2 Şişli/İstanbul

İŞ KAZASI ÖZELİNDE İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI SİGORTASI

 

GİRİŞ

5510 Sayılı Kanun’da belli sigorta kolları ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. İş kazası ve meslek hastalığı sigortası, hastalık sigortası, analık sigortası malullük sigortası, yaşlılık sigortası ve ölüm sigortası yasanın düzenlediği sosyal sigorta kollarıdır.

5510 Sayılı Kanun haricinde bir tane daha sosyal sigorta kollarına dair düzenleme içerir kanunumuz bulunmaktadır. O kanun da 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’dur.

İş kazası ve meslek hastalığı sigortası kısa vadeli sigorta kollarının ilkidir. Yani ilk kurulan sigorta kollarındandır. Her iki riskin de mesleki risk sayılması ve bazı ortak özellikler taşımaları nedeniyle, iş kazası ve meslek hastalığı sigortası birlikte düzenlenmektedir. Fakat ikisi birbirinden ayrı kavramlardır. Nitelik itibari ile birbirlerine benzemektedirler ve sonuçları ortaktır. Dolayısıyla kanun bunları iki ayrı sigorta kolu olarak değil de tek sigorta kolu kapsamında değerlendirilmiştir.

İŞ KAZASI

Sosyal güvenlik mevzuatı bakımından sosyal güvenlik hükümleri çerçevesinde bir olayın iş kazası olarak değerlendiriliyor olması kendiliğinden işverenin de bundan dolayı sorumlu olduğu anlamına gelmemektedir. Hiç kuşkusuz işyerinde bir iş kazası olduğunda bunun sosyal güvenlik açısından ortaya çıkardığı sonuçlar bulunmaktadır. Devlet devreye girer, meydana gelen iş kazası neticesinde yardım yapar. Bir de işverenin sorumluluğunu gerektiren bir olay olabilmektedir. Örneğin; sigortalı geçirdiği iş kazası nedeni ile tazminat talebi ile işveren aleyhine dava açabilmektedir. Ölümü sebebi ile geride kalanlar destekten yoksun kalma tazminatı ile bir talepte bulunabilirler. Bu da işverenin sorumluluğu ile ortaya çıkan bir sonuçtur. Yalnızca Sosyal güvenlik ile ilgili değil İş Hukuku ile de ilgilidir.

İş kazası, sigortalının işverenin otoritesi altında bulunduğu bir sırada gördüğü iş veya işin bir gereği dolayısıyla aniden ve dıştan meydana gelen bir etkenle sigortalıyı bedence ya da ruhça zarara uğratan olaydır. Bu tanım iş kazasının unsurlarını belirlemede yardımcı bir tanımdır.

Bir olayın iş kazası olarak nitelendirilebilmesi için gerçekleşen unsurları bilmek gerekmektedir.

İş Kazası Sigortasından Yararlanma Unsurları
●Sigortalı olma: Kazaya maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanun gereğince sigortalı niteliğini taşıması gerekir. Sigortalı olanlar ya bütün sigorta kollarından yararlanacağı öngörülen kişilerdir ya da iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kolundan kısmen yararlanacağı öngörülen kişilerdir. İş kazası, 4a ve 4b sigortalı kişiler için geçerlidir. Belirtmek gerekir ki, m. 4c kapsamında sigortalı olanlar hakkında, iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri değil, vazife malûllüğü hükümleri uygulanmaktadır. Sigortalı olma unsuru bakımından tamamen kapsamda olanlar değil, iş kazası ve mesleki hastalık hükümlerinden yararlanacağı kabul edilen kısmen kapsamda olanlar da iş kazasına uğrayabilir ve maruz kaldıkları iş kazası sebebi ile yardım alabilirler. Öte yandan, iş kazası ve meslek hastalığı sigortası yardımlarından yararlanmak için, sigortalının çalışmaya başlaması yeterlidir. Kuruma belirli bir süre prim ödenmesi ya da belirli bir süre sigortalı olunması gerekmemektedir. İş kazası ve meslek hastalığından yararlanmak için herhangi bir şart aranmamaktadır.

●Kazaya uğrama:
Sigortalının maruz kaldığı olayın iş kazası niteliğinde olabilmesi için olayın kaza niteliğinde olması gerekir. Bir olayın kaza olarak nitelendirilebilmesi için olay ani olmalıdır. Ayrıca kazanın dıştan gelen bir etken neticesinde ortaya çıkması ve dıştan gelen etkenin sigortalı tarafından istenilmemiş, arzu edilmemiş ya da onun iradesi dışında gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Geçmiş dönemde Yargıtay’ın verdiği bazı kararlar, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun çıkardığı iş kazası ile ilgili olayların bulunduğu genelge vardır. Orada iş kazası niteliğine aykırılık oluşturan bazı durumlar vardır. Her ne kadar teknik anlamda bir iş kazasından söz edebilmek için önce maruz kalınan olayın kaza olması gerektiğini arıyorsak da bunun istisnaları uygulamada bulunmaktadır. Bir olayın kaza olabilmesi için üç unsura bakılmaktadır. Bunlar; anilik unsuru, dıştan gelen olay olması, sigortalının kastı dışında meydana gelmesi. Dolayısıyla iş kazasından söz edebilmek için ilk etapta bu unsurları bünyesinde bulunduran bir kaza olması gerekmektedir. Bir olayın kaza olabilmesi ve giderek iş kazası sayılabilmesi anilik unsurunu bünyesinde barındırmalıdır. Anilik unsuru tek bir eylem neticesinde zararın meydana gelmesidir. Meslek hastalığı ile iş kazasını ayıran en önemli unsurlardan biri budur. Meslek hastalığı temelde tekrarlanan olaylar neticesinde birbiri peşi sıra tekrarlanmış olaylar ile sigortalının sürekli maruz kaldığı olaylar neticesinde zararın ortaya çıkmasıdır. Kazadan söz edebilmemiz için ikinci unsur dıştan gelen bir etkinin olmasıdır. Sigortalının kendi fizyolojik yapısında, vücut bütünlüğünde var olan bir arızadan, rahatsızlıktan dolayı zarar ortaya çıkıyorsa bu işyerindeyken çalışırken de olsa iş kazası sayılmamaktadır. Mutlaka dıştan gelen etki olması gerekmektedir. Örneğin; sigortalının küçüklükten gelen kalp deliği veya kronik kalp rahatsızlığı mevcuttur. İşyerindeyken kalp krizi geçirmiştir. Kalbindeki rahatsızlık sebebi ile küçüklükten gelen bir rahatsızlık söz konusu olduğu için dıştan gelen bir durum söz konusu değildir. Bu sebeple iş kazası olarak sayılamayacaktır. Meydana gelen zararın sigortalının isteği dışında, kasti hareketleri dışında meydana gelmesi gerekmektedir.

Sigortalının bedenen veya ruhen bir zarar uğraması:
Bir olayın iş kazası olarak kabul edilebilmesi için sigortalının kaza neticesinde bedenen veya ruhen bir zarara uğraması da gerekmektedir. Bedeni zarar sigortalının yaralanması, yangında yanması, gözüne cisim saplanması, sağır olması olabilir. Ruhi zarar da sinir bozukluğu, akıl hastalığı, hafıza kaybı olabilir. Çalışma hayatı içerisinde karşı karşıya kalınabilecek zararlar varsa bu zararlar iş kazası kapsamında değerlendirilmemektedir. Örneğin; sinek ısırığı, ufak sıyrıklar, kıymık batması.

●Uygun illiyet bağı bulunması:
Bu unsur en önemli unsurlardan biridir. Bir olayın iş kazası olarak değerlendirilebilmesi için uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir. Uygun illiyet bağı görülen işle kaza arasında ve meydana gelen kaza ile zarar arasında olmalıdır. İşten kaynaklanan bir kaza ve kaza gerçekleştikten sonra kazanın yarattığı bir zarar olmalıdır. 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesinde işle kaza olayı arasında bir nedensellik bağı bulunup bulunmadığının tespiti hususunda belirli karineler yer almaktadır. Bu hükümde kanun iş kazası sayılacak durumları teker teker saymaktadır. Sigortalının maruz kaldığı her olay iş kazası olmamaktadır. 5510 sayılı Kanun m. 13’e göre aşağıdaki durumlarda meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaylar iş kazası niteliğindedir.

İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması
MADDE 13- İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
İş kazasının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;
a) (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde,
b) (b) bendi kapsamında bulunan sigortalı bakımından kendisi tarafından, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde,
c) (Mülga: 17/4/2008-5754/8 md.) (Değişik paragraf: 17/4/2008-5754/8 md.) iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu fıkranın (a) bendinde belirtilen süre, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan, 96 ncı madde hükmüne göre tahsil edilir.

İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Bu durumlar şu şekildedir;
Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada uğradığı kazalar iş kazasıdır denmektedir. İşyeri olarak nitelendirilen bir alanın içindeyken bir kaza meydana gelirse kanun bu kazayı iş kazası
olarak nitelendirmektedir. Örneğin; makine başında çalışan işçinin elini makineye kaptırması iş kazası sayılmaktadır. İşyerinde çalışırken yıldırım çarpması iş kazası sayılabilir. Yıllık izindeyken ücret almaya gelen işçinin başına bir şey isabet edip ölmesi de iş kazası sayılacaktır. İşyerinde çalışan işçinin ara dinlenmesindeyken meydana gelen kaza da iş kazası sayılmaktadır. İşyeri sınırları içerisinde olunduğu anda bir kaza meydana gelmişse bu kaza iş
kazasıdır.

İşyerinde meydana gelmesine rağmen iş kazası sayılmayan durumlar da olabilir. Örneğin; sigortalının işyerini soymak için işyerine girmesi sırasında sızan gazdan ölmesi durumunda iş kazası sayılmamaktadır. Somut olayın özelliğine bakarak iş kazasını değerlendirmek gerekmektedir. Fiilen işyeri sınırları dışında iş ifa edilen bazı meslekleri vardır. Örneğin; ilaç mümessilleri, kargo görevlileri. Bu kişiler işyeri dışında işlerini ifa ettikleri için iş başında başlarına gelen kazalar da iş kazası sayılmaktadır. İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle meydana gelen kaza iş kazası sayılmaktadır. Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen kaza da iş kazası sayılmaktadır. İşveren sigortalıyı şehir dışında bir işi yapmakla görevlendirmiş olabilmektedir. Görev sebebi ile birkaç gün şehir dışında bulunmak ve otelde kalmak durumunda olabilir. Bu gibi durumlarda, asıl işini yapmaksızın geçirmiş olduğu dönem de iş kazası bakımından değerlendirilecektir. Örneğin; otelde yol yorgunluğu ile duş almak isteyen işçi ayağı kayıp düştüğünde de iş kazası meydana gelmektedir. İşi yapması için işveren tarafından görevlendirilen sigortalı o görev yerine giderken veya gelirken bir kaza geçirirse bu kaza iş kazası olmaktadır. İlliyet bağının hiçbir zaman kesilmemiş olması gerekmektedir.

5510 sayılı Kanun’un 4/I-a bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda başına gelen kazalar da iş kazası sayılmaktadır. Çocuk 1 yaşına gelinceye kadar yasanın uygulamış olduğu bir süt izni uygulaması bulunmaktadır. Bu uygulamada 1.5 saatlik süt izni verilir. Sigortalı kadın 1.5 saati eve gidip çocuğuna mama hazırlarken kullanmaktadır. Bu sırada tüpün patlaması sonucu vefat etmesi de iş kazası sayılmaktadır. Süt izni olarak belirlenen bir dönemin içerisinde herhangi bir kazanın meydana gelmesi de o kazanın iş kazası olduğu anlamına gelmektedir. Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen kazalarda da iş kazası söz konusu olmaktadır. Örneğin; servis aracında kaza meydana gelmesi.

5510 Sayılı Kanun öncesinde işverence sağlanan araçlarda meydana gelen kazalarla ilgili yasa işverence toplu taşımaya tahsis edilen araçta meydana gelen kazanın iş kazası niteliğinde olacağına dair bir düzenleme bulunmaktaydı. Geçmiş dönemde düzenleme ile ilgili olan kanun metni farklı şekilde oluşturulmuştu. Geldiğimiz noktada bu hüküm değiştirilerek ‘’toplu taşıma’’ kavramı kaldırılmıştır. Bir örnek vermek gerekirse; o dönemki Hürriyet gazetesi genel yayın koordinatörü Çetin Emeç toplu taşıma ile ilgili Sosyal Güvenlik Mevzuatında yer alan hüküm ile çok tartışılmıştır. Çetin Emeç erken saatlerde işyerine gidip çok geç saatlere kadar çalışmaktaydı. Bu sebeple gazete kendisine özel bir araç ve şoför tahsis etmişti. Aracın içinde de terörist eylemi karşısında hayatını yitirmişti. Bu olay o zaman toplu taşıma şartı olduğu için bunun bir iş kazası olmayacağı sonucuna varıyor idi. Konu Yargıtay’a ve Genel Mahkeme’ye iş kazasının tespiti için dava açıldı ve SGK iş kazasını olmadığını söylemişti. Toplu taşımaya değil de bireysel taşımaya tahsis edilmiş bir araç söz konusuydu. Bu sebeple iş kazası sayılmadı. Yargıtay çoğun için de azın da olduğunu söyleyerek meydana gelen olayın iş kazası sayıldığını belirtti. İş Hukuku öğretisinde de bu konu ciddi derecede eleştirilmişti. Bu olaydan sonra 5520 Sayılı Kanun geldikten sonra ‘’toplu taşıma’’ ifadesine gerek olmadığı söylendi. Servis aracı ile olan kazada hiç kuşkusuz iş kazası durumu söz konusu olmaktadır. Servis aracında meydana gelen kazanın iş kazası olması için mutlaka araçta olmak gerekmektedir. Sigortalı kendi aracıyla gidip gelirken meydana gelen kaza iş kazası sayılmamaktadır. Yine işe götüren servisin belli noktalarda beklenmesi sırasında işçinin başına gelen olaylar servis ile hiçbir bağlantısı olmadığı için iş kazası sayılmayacaktır. Başka bir örnek vermek gerekirse; servis aracının bozulması ile aşağıya inip sigara içen işçilere araba çarpması iş kazası sayılmamaktadır. Aracın içinde gerçekleşmesi gerekmektedir.

Stj. Av. Hazal TÜZÜN

Kaynakça:
Prof. Dr. Can Tuncay, Prof. Dr. Ömer Ekmekçi, İstanbul 2019 20. Bası, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyelerinden Dr. Ender Gülver, Dr. Ayşe Köme Akpulat’ın ders notları.

YAZAR: İstanbul Hukuk ve Danışmanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir